Düşünce Hayat

Turkcell mi? Vodafone mu?

“Soğuk bir kış günü, dışarıda lapa lapa kar yağarken Erzurum’un bilmemne köyünde bir gece yarısı doğmuşum..” gibi şaşaalı bir doğum sahnesini betimleyerek konuya giriş yapmak isterdi gönül.. Bunun tersine sıcak bir yaz günü, 4 Ağustos 1981′de dünyanın en önemli kültür sanat merkezlerinden birisi olan Polatlı’da doğmuşum. Bundan mütevellit her yıl 4 Ağustos’u doğum günüm olarak kutluyorum. Bu yazının doğum günümle bir miktar alakası var..

Başlıktan da anlayacağınız üzere, esas anlatmak istediğim gsm operatörleri ile ilgili olarak yaşadığım bir sıkıntı. Bu sıkıntının ardından almış olduğum karar ile ilgili bir yazı yazayım istedim. “Blog’da bu yazının ne işi var?” demeyin. Hep kitaplar ve yazarlar hakkındaki görüşlerimi yazacak değilim. Geçen yılki bu olay yüzünden Turkcell’e çok kızdım. Ve bu kızgınlığımı, etrafımdaki kişilerle fırsat < Devami icin tikla.. >

Hayat Hikayesi Kitap

Kürk Mantolu Madonna – Sabahattin Ali

Adam Blake’in “Onlar” ismli kitabını yarılamıştım ki, Cuma gecesi otobüs ile Ankara’ya doğru yolculuğum başladı. Yorgun olduğum için seyahat sırasında çok fazla okuma şansım olmasa da, Baba’mın yanında geçirdiğim 2 gün için “Onlar” ‘ın yeterli olmayacağı belli idi. Acaba yanıma Kindle’ımı mı alsam, yoksa başka bir basılı kitap mı alsam diye düşünürken, kütüphanemin karşısında buldum kendimi ve elim Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” isimli kitabına gitti.

Bu kitabı çok öncelerde okuduğuma adım gibi emindim. İçeriği Cevat Fehmi’nin Paydos isimli eseri kadar aklımda kalmamış olsa da, bu kitabı da çocukluğumda okumuş olduğumu hatırlıyordum. Hani birisi çıkar karşınıza, kesin < Devami icin tikla.. >

Kitap

Topal Viktor’un Anıları – Yiğit Okur

Sevgili Burak Anışoğlu’nun önerisiyle bu kitabı okumaya karar vermiştim. Daha önce bana önermiş olduğu albümleri dinlediğimde aldığım keyiften ötürü, o Perşembe gecesi bana bu kitabı önermesinin ardından hiç tereddüt etmeden ertesi gün D&R’dan siparişi verdim. Birkaç gün sonra da, o an okuyor olduğum kitabı bitirmemin ardından kitabı okumaya başladım.

Spora giderken genelde yanımda The Economist’in o haftaki sayısını götürüp, spor sonrası sauna keyfinin ardından uzanırken bir kaç makale okurum. O Pazar akşamüzeri, “Dur bakalım şu Topal Viktor’un anıları neymiş bir öğrenelim” içsesime kulak vererek, çantama kitabı koyduğum gibi soluğu sporda aldım. Spor sonrasında da adet edindiğim üzere muzlu sütümü içerken okumaya başladım..

Kitap yaklaşık 140 sayfa. Yazarın kısa cümlelerle yazmış olmasından ötürü son derece akıcı bir şekilde ilerliyor < Devami icin tikla.. >

Düşünce

Pompaya Dikkat..

Şemsiyenin hangi durumlarda açıldığı, hangi durumlarda açılamadığı sanırım hepinizin malumudur. Rüzgarlı havalarda dahi hafif zorlayarak açabildiğimiz şemsiye, ortam rüzgarsız dahi olsa ne yazık ki iş işten geçtikten sonra açılamamaktadır. Ondan sonra da içimize dert olmaktadır..

Hep anlatılan bir Karadeniz fıkrası vardır. İnsanlar benzin zamlarından şikayet ederken, kendisine bu konu ile ilgili görüşü sorulan Temel, soruya cevaben “Bu durum beni hiç rahatsız etmiyor. Çünkü ben hep 100 TL’lik benzin alıyorum. Değişen bir şey yok..” der. Kuş beyinli Temel’in aksine, bu durum beni çok rahatsız etmeye başladı. O yüzden de hem biraz araştırayım, hem de yazayım istedim.

1.5 yıl önce çok yaktığı için şikayet ettiğim 2.0 motorlu BMW aracımı satıp yerine 1.4 TFSI motorlu bir Audi aldım. Sattığım aracın deposu 70 lt idi. Araba kullanmaya başladığım günden beri alışkanlık edindiğim üzere, < Devami icin tikla.. >

Seyahat

Belçika – Brüksel İzlenimlerim

Geçtiğimiz haftalarda Nijerya’da inşaa etmeyi planladığımız oteli işletecek olan Starwood Hotels (Sheraton, Le Meridien, W, Four Points, etc. markalarının sahibi olan grup) ile bir toplantım olduğu için Brüksel’e gittim. Bu seyahatim esnasında bir kaç saatliğine şehri tanıma fırsatım da olunca, bunu blogda yazmaya karar verdim.
Kaldığım otel şehrin tam merkezinde yer alan Tren İstasyonu’nun karşısında yer alan Le Meridien idi. Akşamüzeri otele yerleşir yerleşmez, lobide Nijerya’lı dostlarıma rastlayınca akşam yemeğini birlikte yemeye karar verdik. Nijerya’lılar otele aynı günün sabahında yerleşmişler ve sanırım akşama kadar da hiçbir şey yemeden-içmeden beni beklemişlerdi. Saat 18:30′da yemek yemek üzere sözleşmemizin ardından, odama yerleşip bir duş aldım ve üzerimi değiştirip yeniden lobiye indim. Klasik Afrika’lı davranışı ile, 18:30′da yiyelim dediğimiz yemek için saat < Devami icin tikla.. >

Hayat

Cicişler: Esra ve Ceyda ile Evde Başbaşa

Cicişler olarak bilinen Esra ve Ceyda kardeşler ile evde başbaşa geçen bir akşamımı paylaşayım istedim. Yazıyı sonuna kadar okuyan kişiler, cicişler hakkındaki görüşlerimi de bulabilirler.

Üniversite’deki en samimi arkadaşlarımdan Serhat bu haftasonu fuar için İstanbul’a gelmişti. Pazar günü için daha önceden Boğaziçi Executive MBA’deki arkadaşlarımla kahvaltı yapmak konusunda sözleşmiştik. Serhat’ı da bu kahvaltı organizasyonuna dahil ederek, 1 taşla iki kuş vurmuş oldum. (Seda, gördüğün gibi artık bu atasözünü doğru kullanabiliyorum)

Kahvaltının sonlarına doğru Şubat ayında başımdan geçen ilginç bir olayı arkadaşlarımla paylaştığımda, “bunu bloga yazsana” şeklinde bir taleple karşılaştım. Ben de yazayım dedim, cicişlerle evde geçen geceyi..

6 Şubat Pazartesi günü kendimi çok iyi hissetmediğim için işe gitmemiştim. Bir < Devami icin tikla.. >


Hit Counter provided by Best Seo Packages