Yearly Archives: 2009

Hayat

Bezginlik..

Bosuna Bezgin Bekir demiyorlar sanirim bana.. Yaklasik 2 aydir blog yazamadim. Bunun sebebi usengeclik mi?.. icimden birseyler yazma isteginin gelmemesi mi?.. yoksa zaman bulamamam mi?.. bilmiyorum..

Okul cok yogundu, ozellikle de 1. donemin son 2 haftasi inanilmaz yogundu.. 1 haftalik bir aranin ardindan simdi 2. donem basladi. Eski mezunlarin yorumlarina istinaden, bu donem en yorucu donem olacakmis. Zaman nasil gececek, dusunmesi bile zor..
Spora da bir turlu gidemiyorum. Icimden hic o enerji gelmiyor her nedense. Yarin sabah erken kalkip gideyim diyorum, ama biliyorum ki yataktan sabah 06:30′da kalkmak cok zor olacak.. Neyse, bir deneyelim en azindan :)
Bu kadar uzun aralar vermeyelim gunluk..
Kafamda yeni seyler var, kisa sure icerisinde yazacagim buraya.. Gorusmek uzere..
Hayat

Albay’im..

 

2005 yili’nin Ocak ayinin 5. gunuydu..
Yapi Merkezi’nde ise baslamistim. Is yerinde oda arkadasim o zaman, 75 yasinda olan Necip Erel’di.. Kendisi Hava Kuvvetleri’nden emekli olmus bir subaydi. 1950′li yillarda Hava Kuvvetleri tarafindan ABD’ye ucus okuluna, ardindan 2. kez yine ABD’ye bu defa is guvenligi konularinda egitim almasi amaciyla gonderilmis..
Kendisiyle 2 yila yakin bir sure ayni projede, ayni odada calistik. Tam bir Istanbul beyefendisiydi.. Heybeliada’liydi..
Projeden sonra, gerek askerligim sirasinda, gerekse Ukrayna’da bile kendisiyle irtibati hic kopartmadim. Cok saygi duydugum, ayni zamanda sevgi besledigim cok degerli bir insandi.
Turkiye’ye dondugumden ve yeni isimden bahsettigimde, beni ziyarete gelmek istediginden bahsetmisti. Ve 79 yasinda olmasina ragmen, yanima beni zityarete gelmisti. Gelirken de elleri bos gelmemis, bana ABD’den getirmis oldugu degerli bilgilerin oldugu bir dosyayi hediye olarak getirmisti.. Sagligi cok yerinde gozukuyordu, hersey yolunda diye cok sevinmistim.
Aradan 1 ay gecti ve Necip Albay’im beni yeniden aradi.. Ama bu kez telefondaki ses o degil, oglu Tunc Erel idi.. Albay’imin artik yasamadigini, 2 gun sonra cenaze namazinin kilinacagini bildirdi. Nereden bilebilirdim ki, Albay’imiz kolon kanserine yakalanmis 6 ay once, ve omrunun az kaldigini bildigi icin tum sevdiklerine ugrayip, bir nevi onlarla vedalasmis..
Senin icin yazacak cok daha fazla sey var aslinda.. Bu kadar kisa cumlelere sigdirmak kolay degil.
Isiklar icinde yat Albay’im.. Isikla ve sevgiyle..
Hayat

Bahtsiz bedevi..

Behey be Bedevi,
Sen misin bahtsiz, ben mi?..
Hayat

Ben demistim..

Evet gunlukcan, ben sana demistim durup dururken Cibran aklima gelmez diye.. :)

Hayat

Yanlis temellere dayanan hayaller..

Gece gece aklima geldi de, ben cocukken kuafore gittigimde, ‘Erol Evgin’in saclari gibi olsun lutfen..’ derdim..

O cocuk halimle nereden bilebilirdim Erol Evgin’in saclarinin olmadigini, ve begendigim sac stilinin de peruk oldugunu.. Ah be Erol Evgin.. Cocukluk hayallerimin katilisin..!
Cocukken bile olmayacak hayallerin pesindeymisim demek ki.. :)
P.S. Allah’im sana da sukurler olsun, o cocukca dualarimi kabul etmedigin ve hala saclarim oldugu icin :)
Şiir

Dudaklarimda bir sukur sarkisi var..

Lisedeyken okumustum ilk kez Halil Cibran’i.. O zaman bir kizi seviyordum platonikce ve cok etkilemisti beni, ozellikle de Ermis isimli kitabinin, Sevgi isimli bolumu..

‘Sevgi sizi cagirinca, onu takip edin.. Yollari sarp ve dik olsa da..
Ve kanatlari acildiginda birakin kendinizi, telekleri arasinda sakli kilic sizi yaralasa da..’

Gercekten boyle degil midir? Yollari hep yorucu..

‘Ve sizinle konuştuğunda, ona inanın,
Kuzey rüzgarının bir bahçeyi harap edişi gibi,
Sesi tüm hayallerinizi darmadağın etse de…
Çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi, çarmıha da gerer.
Sizi büyüttüğü ölçüde, budayabilir de…’

Herseyi ikinci plana atip, kendimizi sadece sevgi’mize odaklamaz miyiz?

‘Ancak korkunun kıskacında,
Salt sevginin huzurunu ve hazzını ararsanız,
O zaman örtün çıplaklığınızı,
Ve sevginin harman yerine adım atın…
Adım atın, kahkahaların tümünün olmadığı,
Sadece gülebileceğiniz mevsimsiz dünyaya,
Ve ağlayın, ama tüm gözyaşlarınızla değil…’

En zoru da o adimi atmak.. Kalan gozyaslarini yanlis adimlara saklamak gerekli..

‘Sevgi hiçbirşey sunmaz, sadece kendisini,
Hiçbir şey kabul etmez, kendinde olandan gayri…
Sevgi sahip çıkmaz, sahiplenilmez de;
Çünkü sevgi, sevgi için yeterlidir, tümüyle…
Sevdiğinizde, “Tanrı benim kalbimde,” yerine,
Şöyle deyin, “Ben kalbindeyim Tanrı’nın …”‘

Tipki Tevrat’taki gibi..

Bu kadar guzel betimlemelerin finali de Cibran’a yakisircasina buyulu..

‘Erimek ve akmak,geceye şarkılar sunan bir dere misali,
Şefkatin fazlasının verdiği acıyı bilip,
Kendi sevgi anlayışınla yaralanmak,
Ve kanamak, yine de istekle ve coşkuyla…
Şafak vakti kanatlanmış bir gönülle uyanmak,
Ve bir sevgi gününe daha, teşekkürle uzanmak…
Sessizce çekilmek öğle vakti, sevginin vecdini duymak,
Akşamın çöküşüyle de, eve huzurla dönmek…
Ve uyumak, kalbinde sevgiliye bir dua,
Ve dudaklarında bir şükür şarkısıyla..’

Tam 3 saat araba ile dolastim ve bu sozleri dusundum hep.. Bu sozlerin guzelligini, icerdigi anlami, sevmeyi.. Uzunca bir suredir unuttugum bir seyi.. Benim cok onceleri okudugum bir siir vardi, sevmeyi sevmek uzerine yazilmis.. Ben de bu sekilde dusunuyorum, demistim okudugumda. Peki neden 3 yildir bir dusman gibi dusunuyorum bu safligi? Zarar vereceginden mi korkuyorum, cesaret mi edemiyorum bilmiyorum..

Tek bildigim, durup dururken Cibran’in aklima gelmeyecegiydi..


Hit Counter provided by Best Seo Packages