Bize sevgiden bahset..

Bazen insanlar birbirlerine sorarlar, “sevgi sence nedir? aşk nedir?” gibi soruları. Hepimizin hissettiği şeyler farklıdır,ve tabi bu sorulara verdiğimiz cevaplarımız da.. Ancak ne yazık ki çoğu zaman hissettiklerimizi, kelimelerle ifade ederken zorlanırız. İçimizdeki, kalbimizdeki o hissi bir türlü tam istediğimiz gibi aktaramayız.

Gelin Halil Cibran’ın Ermiş isimli kitabında, Al-Mustafa’nın Orphales kentinde yaşayan insanlara, Almitra’nın sorusu üzerine sevgiden bahsettiği bölümü okuyalım.. Elbette en güzel sevgiyi kalbinde hisseden kişinin Halil Cibran olduğunu iddia edecek değilim.. Sevgi’yi en güzel şekilde tanımlayan ve kelimelere döken kişinin Halil Cibran olduğu konusunda ise hiçbir şüphem yok..

———–

Bunun üzerine Almitra, “Bize sevgiden bahset…” dedi.

Ve o başını kaldırdı, insanlara baktı.

Üzerlerine sinen derin dinginliği duyumsadı.

Ve yüksek bir sesle konuşmaya başladı:

 

“Sevgi çizi çağırınca, onu takip edin,

Yolları sarp ve dik olsa da…

Ve kanatları açıldığında, bırakın kendinizi,

Telekleri arasında saklı kılıç, sizi yaralasa da…

Ve sizinle konuştuğunda, ona inanın,

Kuzey rüzgarının bir bahçeyi harap edişi gibi,

Sesi tüm hayallerinizi darmadağın etse de…

Çünkü sevgi sizi yücelttiği gibi, çarmıha da gerer.

Sizi büyüttüğü ölçüde, budayabilir de…

 

En yükseklere uzanıp,

Güneşle titreşen en hassas dallarınızı okşasa da,

Köklerinize de inecek, ve onları sarsacaktır,

Toprağa tutunmaya çalıştıklarında…

Mısır biçen dişliler gibi sizi kendine çeker;

Çıplak bırakana kadar döver, harmanlar;

Kabuklarınızı, çöplerinizi ayıklar, eler…

Bembeyaz olana kadar öğütür sizi;

Esnekleşene kadar yoğurur;

Ve Tanrı’nın İlahi sofrasına ekmek olasınız diye,

Sizi kendi kutsal ateşine savurur…

Sevgi bütün bunları,

Kalbinizin sırlarını bulasınız diye yapar,

Ve bu biliş, Hayat’ın kalbinin bir cüzzünü yaratır…

Ancak korkunun kıskacında,

Salt sevginin huzurunu ve hazzını ararsanız,

O zaman örtün çıplaklığınızı,

Ve sevginin harman yerine adım atın…

Adım atın, kahkahaların tümünün olmadığı,

Sadece gülebileceğiniz mevsimsiz dünyaya,

Ve ağlayın, ama tüm gözyaşlarınızla değil…

 

Sevgi hiçbir şey sunmaz, sadece kendisini,

Hiçbir şey kabul etmez, kendinde olandan gayri…

Sevgi sahip çıkmaz, sahiplenilmez de;

Çünkü sevgi, sevgi için yeterlidir, tümüyle…

Sevdiğinizde, “Tanrı benim kalbimde,” yerine,

Şöyle deyin, “Ben kalbindeyim Tanrı’nın …”

Ve sanmayın yön verebilirsiniz sevginin akışına,

Çünkü sevgi, yolunu kendi çizer,

Sizi değer bulduğunda…

 

Sevgi bir şey istemez, tamamlanmaktan başka…

Fakat seviyorsanız ve ihtiyaçların arzuları varsa,

Bırakın bunlar sizin de arzularınız olsun…

Erimek ve akmak, geceye şarkılar sunan bir dere misali,

Şefkatin fazlasının verdiği acıyı bilip,

Kendi sevgi anlayışınla yaralanmak,

Ve kanamak, yine de istekle ve coşkuyla…

Şafak vakti kanatlanmış bir gönülle uyanmak,

Ve bir sevgi gününe daha, teşekkürle uzanmak…

Sessizce çekilmek öğle vakti, sevginin vecdini duymak,

Akşamın çöküşüyle de, eve huzurla dönmek…

 

Ve uyumak, kalbinde sevgiliye bir dua,

Ve dudaklarında bir şükür şarkısıyla…”

———

 

Bir sonraki yazımda, bu büyülü şiiri yazan Halil Cibran’dan bahsedeceğim..

P.S. Halil Cibran ile ilgili yazım için tıklayınız..

2 Comments

  • Duygu
    October 11, 2011 - 2:18 pm | Permalink

    Onur’cum, paylaştığın için teşekkür ederim içim ısındı… :)

  • October 14, 2011 - 3:02 pm | Permalink

    Rica ederim :)

  • Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *

    You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


    Hit Counter provided by Best Seo Packages