Cevdet Bey ve Oğulları – Orhan Pamuk

Cevdet-Bey-ve-OgullariCevdet Bey ve Oğulları, Orhan Pamuk’un yazdığı ilk roman.. Kitap ilk olarak “Karanlık ve Işık” ismi ile çıkıyor ve 1979 yılında Milliyet Roman Ödülü’nde birinciliği Mehmet Eroğlu’nun “Issızlığın Ortasında” isimli romanı ile paylaşıyor. 1982 yılında Cevdet Bey ve Oğulları ismiyle kitaplaşıyor ve 1983 yılında da Orhan Kemal Roman Armağanı’nı kazanıyor. Oldukça uzun, kurgusu sağlam ve sürükleyici bir roman. Üstelik Orhan Pamuk 22 yaşında bu romanı yazmaya başlıyor ve 26 yaşında tamamlıyor. 26 yaşında böylesine başarılı bir roman yazabilmesi, sanırım Orhan Pamuk’un ne denli büyük bir usta olduğunun göstergesi..

Roman Nişantaşı’nda yaşayan bir ailenin 3 kuşak hikayesini anlatıyor. Öncelikle Cevdet Işıkçı ve yaşadıkları ile başlıyor roman. Meşrutiyet döneminde geçiyor hikaye ve bu dönemde İstanbul’daki burjuvayı ve ticaret hayatını da tüm açıklığıyla gözler önüne seriyor. Cevdet Bey bir yandan işlerini büyütürken, bir yandan da hep hayalini kurduğu mutlu bir aile yaratma çabasıyla, eski bir Paşa’nın kızı olan Nigan Hanım ile evleniyor ve hikaye bu şekilde devam ediyor..

İkinci bölümde ise, aradan 30 yıl geçiyor ve bu sefer Cevdet Bey artık yaşlanmış, sağlığını büyük ölçüde kaybetmiş, eşi Nigan Hanım, bir kızı, iki oğlu ve iki gelini ile birlikte Nişantaşı’ndaki konakta yaşamını sürdürüyor. Yıllar önce kurduğu şirket son derece büyümüş, oğulları Osman ve Refik çok iyi yönetemese de zamanında yapmış olduğu yatırımlar sayesinde hala döneme kıyasla iyi şartlarda yaşamlarını idame ettirebilmelerini sağlıyor. Cevdet Bey’in rahatsızlığı bu dönemde giderek artıyor ve bir süre sonra hayatını kaybediyor. Kardeşlerden Osman ve Refik bu dönemin başlarında birbirlerine benzer karakterler olarak gözükse de, ilerleyen yıllarla birlikte Refik bir nevi kimlik bunalımına giriyor. İstanbul’dan ve içinde bulunmuş olduğu bu aile yapısından kaçarcasına Muhittin ile birlikte en yakın arkadaşı olan Ömer’in yanına doğudaki bir şehre gidiyor. Ömer eğitimini yurtdışında almış başarılı bir mühendis ve Türkiye’ye döndüğünde bir an önce zengin olabilmek için tüm gücüyle çalışıyor. Doğu’da bir demiryolu ihalesini kazanıyor ve bu projeyi gerçekleştirmek amacıyla da bu şehirde yaşıyor.

Üçüncü ve son bölümde ise takvimler artık 1970 yılını gösteriyor. Refik hayatını kaybetmiş, Refik’in oğlu Ahmet ise sol görüşlü bir ressam (Orhan Pamuk romandaki Ahmet karakteri ile burada yine kendisini bir şekilde ima ediyor) olarak çıkıyor karşımıza. Babaannesinin sağlığı çok kötü durumda ve Ahmet artık maddi gücünü kaybetmiş ailesinden maddi olarak çok fazla bir destek alamıyor. Bu dönem diğer iki döneme kıyasla daha kısa tutulmuş romanda ve Nigan Hanım’ın vefatıyla birlikte de roman sona eriyor.

Orhan Pamuk okumaya başlayacak kişiler için önerebileceğim 3 başlangıç kitabından birisi.. Diğerleri, Benim Adım Kırmızı ve Kar..

Herkese iyi okumalar..

Son olarak, öğrendiğim kadarıyla birkaç ay içerisinde bu roman bir diziye de uyarlanacakmış. Bakalım nasıl çekecekler?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Hit Counter provided by Best Seo Packages