Ezoterik-Batıni Doktrinler Tarihi – Cihangir Gener

Açıkçası Cihangir Gener ismini daha önce hiç duymamıştım. Bunu kendime bir mahcubiyet olarak addediyorum ve yazdığını öğrendiğim yeni kitabını yayınlamasını da sabırsızlıkla bekliyorum.

Gelelim Sevgili Cihangir Gener’in Ezoterik-Batıni Doktrinler Tarihi isimli kitaba..

Kitabı alternatif bir tarih kitabı olarak nitelersek sanırım pek de yanlış bir nitelemede bulunmuş olmayız. Kitap pek de iyi bilinmeyen Mu ve Atlantis batık uygarlıklarını anlatarak başlıyor ve tektanrı inancının kökenlerini, ilk tektanrı inanırlarının kimler olduğunu irdeliyor. Tufan öncesi bu uygarlıkların Mısır ve Mezopotamya’ya aktardıkları, oradan Yunan uygarlığı ve Yahudilik üzerinden Hristiyanlık ve İslamiyet’e aktarılan, gizli kalmış pek çok felsefi görüş ve dini uygulamalar ele alınıyor.

Kitapta aşağıdaki gibi bir kronolojik sıralama ile ezoterik doktrinlerin tarihi anlatılıyor. Tüm devirler, birbirleriyle mantık çerçevesinde ilişkilendirilmiş ve bu yüzden de kitap son derece akıcı bir şekilde okunabiliyor.

  • Mu Uygarlığı ve Naacaller
  • Atlantis ve Osiris
  • Maya ve Uygur Kolonileri
  • Mısır ve Hermes Okulu
  • Musa ve Yahudi Ezoterizmi
  • Antik Yunan Ezoterizmi: Orfeus-Pisagor-Platon
  • Farklı Bir İnisiye: İsa
  • İslamiyet ve Batıniler
  • Mutasavvıflar, Aleviler, Bektaşiler
  • Yesevilik
  • Bektaşilik
  • Ahilik
  • Mevlana
  • Yunus Emre
  • Batı Dünyası ve Ezoterizm
  • Templierler
  • Sion
  • Rose Croix
  • Ezoterizmin Zaferi: Hümanizm ve Rönesans
  • Masonluk ve Ezoterizm

 

Bu kitapta dikkatimi çekenleri de aşağıya yazıyorum:

Aşağıdaki iki ayrı tarihi kaynak birbirine çok benzer bir hikayeyi anlatıyor. Hatta daha da enteresanı, bu hikayenin geçmiş bir tarihte gerçekleşmesi çok güç geliyor kulağa. Biz bu sahneleri Nagazaki ve Hiroşima’da gördük.. Acaba bundan binlerce yıl önce var olduğu her efsanede anlatılan Mu Kıtası ve Atlantis’in yok olmasında atom bombasına benzer bir güç mü sebep oldu?

Günümüzden 3 bin yıl önce Hindistan’da yazılmış Mahabharata’da, uzak geçmişte insanoğlunun kullandığı bir silah tarif ediliyor: “Dumansız bir ateşin ışıltısına sahip olan ve alevler saçan bir mermi atıldı. Birden, her yer karanlığa gömüldü. Daha sonra, gözleri kör eden bir ışık ve kulakları sağır eden bir gürültü çıktı. Ardından meydana gelen büyük ısıda, sular buharlaştı. Filler, atlar, insanlar bir anda kavruldu. Ağaçlar tamamen yandı. Her yer yeniden aydınlandığında, koca ordudan geriye sadece bir avuç kül kalmıştı..”

Hint Samsaptakadha yazıtlarında da, göksel kuvvetlerle yol alan uçaklardan ve patlama kuvveti on bin güneşe denk bir silahtan bahsedilmektedir. Sanskritçe yazılmış Mausola Purva’da, tüm bir kavimi kül eden bir demir yıldırımdan bahsedilmektedir. Sağ kalan çok az insanın saçları ve tırnakları dökülmüş, cesetler tanınmayacak ölçüde yanmış, kuşlar bembeyaz kesilmiş ve yiyecekler yenmez olmuştur.

 

Ve yine kitaptan çok güzel bir şiir:

“Hayatın başlangıcı değildir doğum,

Ölüm bir yok oluş değildir..

Ölüm, çözülmesidir,

Yıpranmış bir bedenin..”

 

Bir şiir de Goethe’den:

“Gönlünü ne kadar büyük olursa olsun,

O görünmez nesneyle doldur.

Ona istediğin adı ver;

Mutluluk, Sevgi, Gönül, Tanrı..

İsim, gürültüden başka bir şey değildir.

Göklerin ihtişamını bizden gizleyen, bir sistir..”

 

İlgimi çeken bir başka konu ise Hz. İsa’nın ölmeden önceki son sözleriydi.. Çoğu kaynakta Hz. İsa’nın çarmıhta ölmeden önce son olarak “Eli, eli lama sabachtani” dediği belirtiliyor. Anlamı “Allah’ım, Allah’ım beni niçin bıraktın” olarak çevriliyor. Oysa Churchward ismindeki bir araştırmacı, Hz. İsa’nın yaşamının bir bölümünde Tibet’te bulunduğu, orada almış olduğu eğitimin yanında Naacal dilini de öğrendiğini belirtiyor. Ve aslında ölmeden önce son sözleri olarak da Naacal dilinde “Hele, hele lamat zabac ta ni” dediğini belirtiyor. Anlamı “Tükeniyorum, tükeniyorum, yüzümü karanlıklar kaplıyor” olarak çevriliyor. Açıkçası kitapta Hz. İsa’nın gerek ölmeden önceki yalantısıyla ilgili, gerekse de çarmıha gerilmesinin ardından aslında ölmediği tezinden hareketle, çarmıha gerilmesinin ardından yaşadığı varsayılan hayatıyla ilgili bir takım iddialar/görüşler mevcut. Saygı duyuyor ve son derece enteresan bulduğumu belirtmek istiyorum. Doğru ya da yanlış, karar okuyan herkesin kendi fikri ve inanışı olacak.

 

Kitapta daha çok sayıda ilginç bilgiler var. Konuyu ilgi çekici bulan herkesin zevkle okuyacağını düşündüğüm bir kitap ve bu yüzden de rahatlıkla tavsiye edebilirim..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Hit Counter provided by Best Seo Packages