Kar – Orhan Pamuk

2007 yılı Eylül ayında Kars – Tiflis Demiryolu Projesi’nin ihale çalışmaları nedeniyle 2 defa Kars’a gitmiştim. O dönemde Kars Havaalanı kapalı olduğu için her iki seyahatimde de Erzurum’a hava yolu ile gidip, Erzurum’dan Kars’a ise kara yolu ile gitmiştim.

Kitaba başladığım anda, Ka’nın yaptığı yolculuğu okurken, 4 yıl önce yapmış olduğum yolculuk aklıma geldi. Kars’ta akşam yürüyüş yaptığım esnada, “ah ne güzel olur şu taş evlerin içerisinde, dışarısı bembeyaz karlar ile örtülüyken oturup, sıcak bir evde kitap okumak” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Hatta okumak istediğim kitap bile belliydi: ” Beyaz Diş – Jack London ”

Ortaokula giderken, bir kış vakti okumuştum o kitabı, kitap kapağıyla uyumlu olan bembeyaz bir örtünün altındaki şehirde penceremden ara sıra dışarı bakarak.. Birkaç yıl önce yazdığım bir blogda da bundan bahsettiğimi hatırlıyorum.

Gelelim kitaba..İtiraf etmeliyim ki bu kitabı da bende basılı kopyası olmasına rağmen, Kindle ‘dan okudum. Bence inanılmaz keyifliydi okuması. Hiç sıkmadan, son derece hızlı bir tempoda okutturdu kendisini.

Kitabı okurken aldığım notlardan bazıları;

“Gövdesi komşusunun üzerine düşen yolcu iyi niyetli, doğru düzgün bir insandı ve bu özellikleri yüzünden özel hayatlarında hareketsiz ve başarısız olan Çehov kahramanları gibi kederliydi..” Sanırım Çehov’u biraz derinlemesine okuyup, yaratmış olduğu karakterleri bir miktar anlamak  iyi olabilir..

“Horasan’dan sonra otobüs kuzeye Kars’a doğru saptı..” Yukarıda da yazdığım gibi, o yolculuğu ben de iki sefer yapmıştım..

“Bir ansiklopedide baktım, ateist kelimesinin kaynağı Yunanca athos imiş. O kelime de Tanrı’ya inanmayan kişiyi değil, tanrılar tarafından terk edilen yalnız kişiyi anlatıyormuş..”

“Kasvetin karanlık kartalı benim içimde her gün kanatlanır..”

“Sizin gibi sabırsızlar bir kadını sevmeyi değil, onu elde etmeyi düşünürler çünkü..”

“Ka bana, bundan sonra yazacağım romanı sormuş, ben de Masumiyet Müzesi’nin herkesten dikkatle sakladığım hikayesini anlatmıştım..” Kar kitabı 1999-2001 yılları arasında yazılmış, ve Masumiyet Müzesi bu cümle yazıldıktan 6-7 yıl sonra bitmişti..

“Suyuti’ye göre ruh o zaman civa gibi oynak bir şeydir, kıyamete kadar Berzah’ta beklemesi gerekir..” Sanırım “Benim Adım Kırmızı” da da “Berzah” kelimesi geçiyordu. Hayatımda iki kez bu kelime ile karşılaştım ve her ikisi de Orhan Pamuk romanlarıydı. Wikipedia’da yer alan bilgiye göre; Berzah (Arapça: برزخ), Arapça kökenli bir söz olup, coğrafyada bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası,kıstak, anlamına gelmektedir. İslam eskatolojisinde ise öldükten sonra ölenlerin ruhlarının gittiği ve kıyamete kadar kaldıkları düşünülen alem veya mekandır. Kabir alemi olarak da bilinir. Kuran’da üç yerde geçen Berzah kelimesi, iki şey arasında perde anlamlarında kullanılmıştır. Daha detaylı bilgi için link..

Son olarak özetlemem gerekirse, Ka isminde uzun yıllar Almanya’da siyasi nedenlerden ötürü sürgün olarak yaşamış olan bir şairin, bazı nedenlerden ötürü Kars’a gelmesi ile başlayan roman, Kars’ı birkaç günlüğüne esir alan kar yağışıyla beraber şehirde yaşanan bir ihtilali konu alıyor. Konu oldukça sürükleyici, başrol kahramanı Ka her zamanki Orhan Pamuk romanlarındaki kahramanlar gibi yaşadığı aşkı bir türlü yönetmeyi beceremeyip, kendi içinde yaşadığı gelgitlere engel olamayarak olası bir mutluluğu kaybeden duygusal bir erkek.. Ve kitabın yine sonlarına doğru Orhan karakteri (tabii ki Orhan Pamuk’un kendisi) ortaya çıkıyor ve romanı sonlandırıyor..

Okumanızı şiddetle tavsiye ederim..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Hit Counter provided by Best Seo Packages