Makedonya – Üsküp İzlenimleri

Geçen hafta bir toplantı nedeniyle Makedonya’nın başkenti Üsküp’e gitmem gerekti. Pazartesi öğlen gidip, Salı öğleden sonra döndüm. Açıkçası, şehri gezmek için fırsatım olmasa da, oralara kadar gitmişken köfte yemeden dönmek olmazdı. (Zaten şu sıralar Tom Braks okuduğum için, Tonton’un sayesinde sürekli köfte yiyesim geliyordu. Üsküp seyahati zamanlama açısından iyi geldi)

Yugoslavya’nın dağılmasından sonra ortaya çıkan Balkan devletlerinden biri Makedonya. Nüfusu 2 milyon ve başkenti 700 bin nüfusa sahip olan Üsküp. Nüfusunun 30%’sini Türkler oluşturduğu için, başkent Üsküp’te pek de yabancı bir yerde olduğunuzu hissetmiyorsunuz. Şehirde, öğrendiğim kadarıyla Türkler ve Makedonlar, aralarında bir problem olmadan yaşıyorlarmış. Ancak şunu belirtmem gerekir ki, Türkler ve Makedonlar farklı semtlerde yaşıyorlar. Türkler’in yaşadığı kısımda, Osmanlı dönemini andıran caddeleri bulmak, çarşı olarak nitelendirebileceğimiz bu caddede alışveriş yapmak mümkün.. Kuyumcu, restaurant ve hediyelik eşyaların satıldığı dükkanlar bu çarşıda yer alıyor..

Üsküp Belediyesi ile yapacağım bir toplantı nedeniyle tercümanlığımı orada yaşayan bir Türk yapacaktı. Bu kişi beni havalimanından aldıktan sonra, otele yerleştim ve sonrasında da kendisiyle birlikte toplantı için Belediye’ye doğru gittik. Biraz zamanımız olduğunu söyleyerek, bana meşhur Balkan Köftesi ısmarlayabileceğini söyleyince, diyette olmama rağmen reddedemedim :) Açıkçası, köfteyi de, yanında gelen Şopska isimli salatayı da pek beğenmedim. Salatada domates ve salatalık var ve üzeri rendelenmiş peynir ile kaplı. Yazının altında bu salatanın resmini de bulabilirsiniz. Şahsi görüşüm, ki yemek konusunda zevkliyimdir, Türkiye’deki balkan köfteleri kesinlikle çok daha başarılı..

Şehrin ortasından Vardar nehri geçiyor. Vardar nehrinin üzerinden çeşitli köprüler geçiyor ancak en meşhuru “Taş Köprü – Stone Bridge”olarak isimlendirilen köprü. Araç trafiğine kapalı olan bu köprü, şehrin meydanını nehrin diğer yakasıyla birleştiriyor. Ben gittiğimde ismini hemen yanında bulunduğu bu köprüden alan Stone Bridge isimli otelde kaldım. Akşam geç saate kadar maillere cevap verdikten, ve hazırlamam gereken bir sözleşmeye son halini verdikten sonra otelin en üst katında bulunan restaurantta birşeyler atıştırmak üzere odamdan ayrıldığımda, yukarıda Lig TV’den canlı olarak Fenerbahçe’min maçını izleyebileceğim hiç aklıma gelmezdi. Bu güzel sürprizin ve Fenerbahçe’min Bursaspor galibiyetinin ardından, yürüyüş yapmak üzere otelden yarım saatliğine ayrıldım. Ve köprünün üzerinden yürüyerek, karşıda bulunan şehir meydanında biraz gezindim. Tam köprünün üzerindeyken, aklıma Raskolnikov geldi. St. Petersburg’da da buna benzer onlarca köprü vardı ve Raksolnikov işlemiş olduğu cinayetin ardından buna benzer bir köprüde vicdan muhasebesi yapıyordu. Şükürler olsun ki ben sadece yediğim yemekten sonra yürüyüş yapmak istediğim için o köprüdeydim :)

Çok uzun süre kalmadığım için yazabileceklerim de sınırlı. Ama eğer benden doğruyu söylememi istiyorsanız, ben pek sevemedim Makedonya’yı. Hele de o bayrağın rengi ne öyle? :) Ben en iyisi 10 gün önceki Moskova seyahatimle ilgili notları yazayım bir sonraki yazımda. Daha eğlenceli olacağından eminim :)

 

2 Comments

  • etem
    November 26, 2012 - 3:22 am | Permalink

    Net sayfalarini gezerken gozume carpti :) sizin siteniz…daha dogrusu Uskup icin yazdiklariniz.Bazi itirazlarim olucak :)
    Birincisi Turk nufusu yuzde 30 degil yuzde 3 tur…
    ikincisi :) kofte hakkinda…kofteyi nerden yediginiz cok onemli degilmidir ? mesela ben izmirdeyken bir kac yerden cesit yemekler yedim,ayni isimdeki yemekler…koftede dahil…
    ama megerse koftenin alasi konagin su su yerde en isiymis :) merak ettim cok acaba kofteyi nerede yediniz ? :)
    keske fasulye yeseydiniz,eski bakirlarda isteginize gore sucuklu fasulye yapiliyor…ve tadi da cok guzeldir.
    ilk once cok gezemediginizi soylemissiniz :) ama sonra ben begenemedim demissiniz ne kadar dogru bu sormak isterim ? :)
    Makedonyaya balkanlarin kalbi denilir…keske 1 ay kalsaydinizda busbutun yerleri gorseydiniz,cunku sizin kaldiginiz gezdiginiz yer en cok 5 kilometre alani kapsiyor :)
    kalinsaglicakla…

    Etem Aem

  • November 27, 2012 - 4:17 pm | Permalink

    Etem Bey merhaba :)

    Öncelikle, yorumunuzdan ötürü çok teşekkür ederim. Sizin yorumunuzdan sonra, Üsküp ile ilgili yazımı tekrar okudum. Biraz ağır bir yazı olmuş gibi gözüküyor. Bu nedenle haklısınız.

    Ve şüphesiz ki, restoran seçimi konusunda da haklısınız. Ancak yazıda da belirttiğim gibi, tercümanlığımı yapacak olan kişinin önerisiyle seçtik köfte restoranını. Hem tadı pek güzel değil de, hem de mekan hijyenik olarak pek tatmin edici gelmemişti bana. Bu yazıdaki kötü yorumlarımın sebebi bu olsa gerek. Anladığım kadarıyla, siz ya orada yaşıyorsunuz ya da oralısınız. Umarım kırmamışımdır yazdıklarımla sizi.

    Köfteyi yediğim restoranın adını hatırlayamadım. Ama resimlerde yer alan, tek katlı dükkanların yer aldığı çarşıda yedim. Tam köşe başında, iki katlı bir restorandı. Türk mahallesindeymiş sanırım.

    Ve bu arada orada yaşayan Türk popülasyonu ile ilgili olarak da, bana bilgiyi veren kişi tercümandı. Sanırım o yanlış bir bilgi verdi :)

    Bir sonraki gelişimde, sizinle temasa geçip, sizin önerilerinizi alacağım :)

    Sevgiler,

    Onur

  • Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *

    You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


    Hit Counter provided by Best Seo Packages