Nijerya İzlenimleri

Nijerya’da geçen 5 günün ardından, Cumartesi günü Türkiye’ye döndüm. Bayram nedeniyle Babam ve Annem İstanbul’da ve zamanımı onlarla keyif içerisinde geçirdiğim için, ancak şimdi bir şeyler yazmak için fırsatım oldu. Çok detayına girmeden Nijerya ile ilgili izlenimlerimi yazmak istedim..

Öncelikle; Nijerya’ya gitmeden önce zihnimde canlandırdığım ülke çok daha geri kalmış bir yerdi. Gittiğimde gördüm ki, çok da geride kalmamış, İngiliz’ler tarafından uzun yıllar sömürülmesinin neticesinde de, kendi kültüründen bir hayli uzaklaşmış bir ülkeydi Nijerya. En azından bende böyle bir izlenim uyandırdı. Bir gaflet neticesinde her ne kadar herhangi bir aşı olmadan gitmiş olsak da, ülkeye girişte aşı olduğumuzu göstermesi gereken sarı defterin yokluğu nedeniyle ülkeye girişimiz biraz sıkıntılı oldu. Sanırım 15-20 USD’ye halledecektik bu problemi ancak o anda imdadıma, Nijerya’ya misafiri olarak gittiğimiz kişi yetişti. İsmini söylememizin ardından tüm kapılar ardına dek açıldı dersem sanırım abartmış olmam. (Bu kişinin ismini iş ile özel hayatı birbirine karıştırmamak adına vermeyi uygun görmüyorum. Zaten siz de meraktan ölmüyorsunuzdur :)

Lagos Nijerya’nın en büyük kenti. Abuja ise başkenti. Abuja’nın en ilginç özelliği ise, bundan 30 yıl önce şehir bile denemeyecek kadar küçükken bir anda başkent olması. Başkent ünvanı Lagos’tan alınıp, Kuzey’deki Müslümanlar ile Güney’deki Hristiyanlar arasında bir noktada buluşulmak isteği nedeniyle 30 yıl kadar önce Abuja’ya verilmiş. O günün ardından ise, Abuja’ya sürekli yatırımlar yapılarak yepyeni bir kent inşaa edilmiş. Abuja’da bir gün kaldım ancak şunu söyleyebilirim ki, Lagos’tan kat be kat daha güzel bir şehir. İmarı daha düzgün yapılmış, insanlar daha modern bir görüntü içerisinde. Örneğin yukarıdaki resmi Lagos’un her yerinde çekmek mümkünken, Abuja’da bu şekilde kişileri görmek son derece güç.

Nijerya’da çok fazla Türk yaşamıyor. Büyükelçi Sn. Ali Rıfat Köksal son derece sıcakkanlı ve biz Türk’lere her konuda yardım etmek için bir hayli özverili bir çaba içerisinde. Kendisine tüm misafirperverliği ve yardımlarından ötürü ne kadar teşekkür etsem sanırım az kalacaktır.. Tanıştığım bir diğer Türk ise, bana bir kez daha “dünya çok küçük” söylevini hatırlattı. Boğaziçi MBA’den arkadaşım olan Fırat’ın bana daha önce Lagos’ta P&G’de çalışan bir arkadaşından bahsetmesi üzerine, kendisi ile görüşüp, kendi ağzından Lagos ve Nijerya konusundaki tecrübelerini dinlemek istemiştim. Buradan Gizem’e de sonsuz teşekkürler, kendisi ile birlikte çok güzel bir akşam yemeği yedik ve çok keyifli bir sohbeti paylaştık. Hatta ortak arkadaşlarımızın da kulaklarını çınlatarak yemeği daha keyifli hale getirdiğimizi de söyleyebilirim. Ortak arkadaşımız, çok sevdiğim Pınar o akşam (New Jersey saati ile öğleden sonra) bizi iş yoğunluğu nedeniyle pek kaale almamış olsa da, intikamını haftaya Türkiye’ye geldiğinde kendisinden alacağımdan yana hiç bir şüphem yok. RSS Reader’ım sayesinde, Nijerya dönüşünde Gizem’e ait olan bu blog’u da buldum: Hello Africa Okumanızı tavsiye ederim..

Biraz da yemek konusunda değinmek istiyorum. Açıkçası, Abuja’da işlerin yoğunluğu nedeniyle yemek yemeye hiç fırsatım olmadı. Air Nigeria ile gerçekleşecek olan iç hat uçuşumun da bir kaç kez tehir edilmesi üzerine Lagos’a çok geç bir saatte döndüm ve o gün tabir-i caizse aç kaldım. Ancak o gün dışında hiç zorluk çekmedim diyebilirim. Oteller’de yer alan restoranlar bir hayli güzeldi diyebilirim. Ben Oriental Hotel’de kaldım. Biraz pahalı ancak oldukça temiz ve Victoria Adası’nda yer aldığı için her yere ulaşımı kolay. Ayrıca içerisinde çok güzel bir Çin, bir de Japon Restoranı yer alıyor. Gizem ile yemeği Eko Hotel’deki İtalyan Restoranı’nda yedik ve ben oldukça beğendim buradaki yemekleri. Bunun dışında Radisson Blu Otel’indeki restoran da gayet lezzetli yemeklere sahipti.. Uzun lafın kısası, Nijerya’da aç kalmazsınız korkmayın :) Otel olarak da, Lagos’ta Oriental Hotel, Radisson Blu Hotel, Four Point by Sheraton ‘ı tavsiye edebilirim. Abuja’da ise Sheraton’ı pek tavsiye etmiyorlar, o nedenle Hilton’dan şaşmamak gerekiyor..

THY’nin Lagos’a haftada 4-5 gün direk seferleri yer alıyor ve seyahat yaklaşık 6 saat 30 dakika sürüyor. İç hat uçuşlarda Air Nigeria’yı tavsiye ederim. 4-5 yıl önce üstüste gerçekleşen iki uçak kazasında ölen yüzlerce kişinin ardından havayolu taşımacılığı konusunda önlemler artırılmış ve son derece güvenli bir yolculuk yapmak mümkün gözüküyor. Uçaklar ne yazık ki biraz eski, ama en azından Boeing.. (YAK 42 yok :)) Para birimi Nigerian Naira (1 USD = 158 NGN), Kasım başında hava sıcaklığı 33-34 derece civarındaydı. Lagos Okyanus kıyısında yer alması nedeniyle bir hayli rutubetli ancak yine de nefes alınabiliyor. Yaşanabilecek yerler olarak da, Ikoyi ve Victoria Island’ı önerirsem sanırım pek de yanlış yapmış sayılmam bu kıt Lagos bilgimle..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Hit Counter provided by Best Seo Packages