Pamukova Hızlandırılmış Tren Kazası

28-30 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 2011 Türkiye’nin Ulaşım Altyapısı Kongresi’nde demiryolu konusunda bir konuşma yapmam konusunda bundan bir kaç ay önce teklif almıştım. Teklif, bu ve bir çok zirvenin organizatörü olan Amerika merkezli IQPC’nin Duabi Ofisi’nden geldi. Demiryolu konusundaki tecrübelerim ve akademik çalışmalarım nedeniyle bu teklifi almam beni çok mutlu etmişti.

30 Kasım günü çok keyifli bir ortamda verimli bir çalıştay gerçekleştirdik ve burada yaptığım konuşmanın ardından, lisans eğitimim sırasında çok sevdiğim, hatta bir dönem milletvekilliği de yapmış olan hocam Prof. Dr. Mustafa Ilıcalı’dan bir teklif aldım.. Şu an ulaştırma kürsüsünün başında olduğu üniversitedeki doktora ve yüksek lisans programında demiryolu ders vermem konusunda aldığım bu teklif, duymuş olduğum keyfi kat be kat artırdı. (Bu kadar reklamın ardından konuya girebilirim artık:)

Zirvenin ikinci gününde, yine çok kıymet verdiğim Doç.Dr. İsmail Şahin çok yerinde eleştirilerini de içeren güzel bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın ardından Eskişehir Tramvay İşletmeleri Genel Müdürü söz aldı. “Sizler öğretim görevlileri bizleri hep eleştiriyorsunuz. Peki üniversiteler olarak, bu saydığınız konulara dikkat çekmek için bir çaba sarfediyor musunuz? Ben hiç bir zaman bu tip bir çabaya rastlamadım..” dedi. Ve dayanamayıp söz aldım..

“Rahmetli Aydın Hoca bütün televizyonlarda yayınlanan demecinde, “O trene binmeyin, sevdiklerinizi bindirmeyin.. O tren kısa bir süre içerisinde raydan çıkacak. Altyapısı hazır olmadan, hızlandırılmış tren adıyla hizmete açılması çok riskli.” şeklinde açıklama yapmıştı. 16 gün sonrasında ise kaza gerçekleşti. Bakın üniversiteler sizleri uyarmış, çaba sarfetmiş. Peki bürokratlar olarak sizler ne yaptınız? O kazada 36 kişi öldü, bence dili tutuk olan üniversiteler değil, kulakları tıkalı olan sizlersiniz..!” şeklinde tepkimi açıkça belirttim. Nedense en ufak bir cevap dahi gelemedi..

Hatırlıyor musunuz o kazayı? Uzun uzadıya anlatmama gerek yok, nasıl olsa balık hafızalarımızdan bir anda bu yazının etkisi de silinecektir.. Kısaca, 22 Temmuz 2004 yılında, Sakarya’nın Pamukova ilçesinde, altyapısı hazır olmamasına rağmen politik bir şov aracı haline getirilen Yakup Kadri Karaosmanoğlu treni raydan çıkarak, 36 kişinin ölümüne sebep oldu. Bu tabi işin ağdalı Türkçe’si.. Kabahatli olan o sistemi şov uğruna hizmeye açanlar değil, trenin kendisi çünkü. Ölümlere sebep olan o.. Nasıl bir algımız var, haykırırcasına nasıl da haklı çıkartıyoruz rahmetli Aziz Nesin’i.. Bravo bizlere..

Aşağıda noktasına virgülüne dokunmadan, kazanın ertesi günü o zamanlar hala objektif haberler yapabilen Sabah gazetesinde çıkmış bir haberi yayınlıyorum:

Acım çok büyük

Faciadan sonra sorularımızı yanıtlarken ağlayan Prof. Erel, “Haklı çıkmak istemezdim, yaşadığım acının tarifi yok. Bilime saygı duyalım” dedi Prof. Aydın Erel, hızlı tren sefere başladığı zaman “Bu raylar, bu treni taşımaz. Hızlı treni durdurun” diye uyardı. Ancak dinleyen olmadı.

Hızlı trende dün gece yaşanan faciayı o daha önceden biliyor. O, ulaştırma alanında uzmanlaşmış YıldızTeknik Üniversitesi profesörlerinden Aydın Erel. Prof. Erel’e dün gece faciayı sormak için telefon açtığımızda ağlıyordu. Telefonda, “İnsanlar bilime saygı duysunlar. Şu an üzüntümün tarifi yok. Hayatımda böyle bir acı yaşamadım” derken, ölü sayısı her dakika artıyordu. Prof. Erel’in son sözleri, “Telefonu kapatmalıyım. Ben olay yerine gitmek isterim. Ama beni çağıracaklarını yaptığım uyarılardan sonra hiç sanmıyorum” oldu. Profesör Aydın Erel, 10 Temmuz’da hızlı trenin güvenli olmadığını açıkladı ve trenin seferden kaldırılmasını istedi. Prof. Erel, daha sonra Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde düzenlenen ve Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın da katıldığı 10′uncu Ulaştırma Araştırma Konferansı’na katıldı ve orada da uyarıda bulundu. Prof. Erel, “Ulaştırma Bakanlığı’nın gerekli teknik yeterlilik sağlanana kadar hızlı treni seferden kaldırmasını istirham etti. “Hızlandırılmış trene binmem, sevdiklerimin binmesine de izin vermem” diyen Prof. Erel, “Ana yurdun dört baştan demirağlarla örülmesinden bu yana alt yapı çalışması yapılmadığını” söyledi.

BAKAN’DAN RİCA ETTİ
Prof. Erel, konferansta demiryollarının alt yapısının hızlandırılmış trenlere uygun olmadığına dikkat çekerek şunları anlattı: “Hız yüzünden, raylar bozulacak ve hızlı trenler masraf çıkaracak. Rayların doğrultusu ve hat genişliği bozulacak, yol eğrileşecek, tren yolunda çökme olacak. Önlemler acilen alınmazsa, trenin yoldan çıkması şeklinde kazalar olacaktır. Böyle bir durumu olan trene asla binmem.” Konferans sonunda Ulaştırma Bakanı Yıldırım, konu hakkında Bakanlık yetkililerinin Prof. Dr. Aydın Erel ile irbata geçeceğini ve gerekli tedbirlerin alınacağını söyledi. Ancak Erel’i ne arayan, ne de kapısını çalan oldu.

NELER ÖNERDİ?
Prof. Dr. Erel, hızlandırılmış tren seferlerinin durdurulmasını isterken, Ulaştırma Bakanlığı’na önerilerini ise şöyle sıraladı:
* Demiryolu hatlarımız ve bu hatlarda kullanılan lokomotif ve vagonlar acil kontrol edilsin. Uygun olmayan lokomotif ve vagonlar, bu raylarda kullanılmasın, kullanılacak taşıtlar ise sürekli denetim ve kontrol altında tutulsun.
* Yol trafiğe kapanmadan ”alt yapı iyileştirmesi” mümkün olmadığından, altyapının olumsuzlukları üstyapıda uygulanacak çözümlerle azaltılsın.
* Uygun olmayan yol elemanları değiştirilsin, yolun geometrik ve fiziksel kalitesi yükseltilsin.

Haberin linki: http://arsiv.sabah.com.tr/2004/07/23/gun107.html

Diyecek hiç bir şey yok.. Kişisel olarak Eskişehir Tramvay İşletmeleri Genel Müdürü’nü hedef almıyorum. Ben zihniyeti hedef alıyorum. Utanması gerekirken, bir de yağ gibi üste çıkmaya çalışan zihniyet.. Bugünlerde çok sık rastlar olduk. Özellikle de 2002 ve sonrasında.. Neden acaba?..

Işıklar içinde yat Aydın Hoca’m..

3 Comments

  • gözde kurt bulutlar
    December 2, 2011 - 10:00 am | Permalink

    Sevgili Onur

    Yazını dikkat ve üzüntü ile okudum. Ne yazık ki göz göre göre gelen bu ölümlere karşı herkes seyirci kaldı Prof. Dr. Aydın EREL hocamız dışında. Zihniyetler değişmeden yol olmak çok zor. Alınan yolların da sonucu ortada. Biliyorsun 6 yıldır Yapı Merkezi’ nde çalışyorum. 2006 yılında üst yapı proje ihalesini kazandığımız Ankara-Konya hızlı tren projesini tamamlayarak Ağustos, 2011′ de teslim ettik. Yalnız o kadar ilginçtir ki alt yapı ve üst yapı müteahhitleri ayrı, altyapı işleri – 240 km uzunluğundaki hattın yarma ve dolgu işleri – 2 yada 3 firmaya verilmiş, üst yapıyı ise Yapı Merkezi yapacak, ancak alt yapıdan kaynaklanan oturma vb. sorunlar üst yapı müteahhitini bağlayacak!!! Okurken bile bir tuhaflık olduğunu anlamak için mühendis olmaya da gerek yok. Hızlı tren hattının dolgu ve yarma işleri klasik yöntemlerden çok daha nitelikle kontrol gerektiren bir iştir. Ve ne yazık ki alt yapı işlerini üstlenen firmalar bu işin ciddiyetini en küçük boyutta bile olsa anlayamadılar, alt yapıda meydana gelecek 4-5 mm lik bir oturmanın, üzerinde 250 km/h hızla giden bir trende yolculuk yapan insanların canlarına nasıl kast ettiğini bilmiyorlar. Biz YM olarak üst yapı yüklenicisi olarak alt yapıdan kaynaklanabilecek problemleri öngörmek amacıyla orada laboratuar kurduk, kurduk ki canlar bir daha yanmasın. Ancak işlerin bu denli sıkı tutulması, bağlı bulunduğum kurumun kendi dinamiklerinden kaynaklanan incelik ve özendi. Herhangi bir yaptırım yoktu. O iş teslim edildi. Ancak benim hala bu zihniyetten kaynaklanan rahatsızlıklarım var. Yaşadığımız bu süreçte dersler aldığımızı ne yazık ki düşünmüyorum. Tıp kı geçmişteki depremlerden ders alamadığımız gibi….

    Bu arada Pamukova kazasından sonra Aydın Hoca yı gözyaşları izleyen biri olarak, bir başka olaya daha üzüntü ile tanık oldum. Aydın hocanın kazanın öncesinde sorunlarını görüp, dile getirdiği olay sonrasında, Türkiye mizde bunca değerli ve konuya hakim bilim adamı varken, kaza ile ilgili bilim adamı olarak kim geldi biliyor musun. Prof. Conrad ESVELD, Hollandalı, TuDelf Üniversite sinden bir hoca. Bizim lokal koşullarda olayı değerlendirecek çok kıymetli hocalarımız dururken, Hollanda dan bilirkişi getirdik!!! Aydın hoca bilirkişi olamazdı çünkü “kral çıplak” demişti çoktan. Nurlar içinde uyu Aydın Hocam….

    Onurcum,
    Seni duyarlılığın ve başarıların için gönülden kutluyorum. Yazılarını keyifle okuyorum. IQPC nin geçen aralık ayında istanbul da düzenlediği bir organizasyona biz de YM olarak bir kısa brifing ile katılmıştık. Eminim çok başarılı bir sunum yapmışsındır. Sunu metnini paylaşırsan keyifle okurum. Ayrıca ders verme teklifi alman harika bir tecrübe. Kesinlikle yapmalısın. Çok başarılı olacağına eminim. Bir gün gelip ziyaretçi öğrenci olarak katılırım.

    Başarıların, dikkatin ve çabaların için bir kez daha kutlarım.

    Sevgi ve selamlar

    Gözde

  • December 2, 2011 - 12:36 pm | Permalink

    Sevgili Gözde’ciğim,

    Öncelikle, bu kıymetli iltifatlarından ötürü çok teşekkür ederim. Ve şunu da belirtmek isterim ki, senin olduğun yerde öğrenci ben, öğretmen ise sen olursun :)

    Yapı Merkezi konusundaki bütün düşüncelerine, harfiyen katılıyorum. Benim ilk çalıştığım, hatta tabir-i caizse ilk ekmek yediğim yerdir Yapı Merkezi. Ve benim gözümde müteahhitten çok, mühendis bir firmadır. Bunu bizzat, yaklaşık olarak çalıştığım 2 yıl süresince, gözlerimle defalarca gördüm. Hatalı iş yapmaktansa, parasını düşünmeden doğru işi yapmayı felsefe edinmiş ender firmalardandır Yapı Merkezi.

    Conrad Esveld konusunda ise sana yine hak veriyorum. Esveld, demiryolu sektöründe popüler konuları işlemesi sayesinde kendisi de popüler olmuş bir Hoca. Elbette ki bu sektörde kendisine saygı duymamak gibi bir lükse sahip değilim. Ancak şunu da ifade etmek isterim ki, Aydın Hoca, Esveld’e çok fazla önem vermezdi. Knothe, demiryolu üstyapısında yaptığı çalışmalar nedeniyle, bizler için daha büyük bir Hoca idi her zaman.

    Aydın Hoca kazanın ardından, Pamukova’ya gidebileceğini söylemesine rağmen çağrılmadı ancak olaydan haftalar geçtikten sonra gidip gerekli incelemeleri yapıp bir rapor hazırladı. Bu rapor bende var, ancak yayınlamamak daha doğru sanırım.

    Yaptığım sunumu da, e-mail ile sana göndereceğim az sonra.

    Tekrar çok teşekkür ederim..

    Alper’e çok selamlar..

    En içten dileklerimle,

    Onur

  • gözde kurt bulutlar
    December 5, 2011 - 1:37 pm | Permalink

    Onurc’ uğum,

    Çok teşekkür ederim güzel düşüncelerin için. Sunu çalışmanı dikkatle okuyacağım.

    Başarılarının devamını dilerim.

    sevgiler & selamlar

    Gözde

  • Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *

    You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


    Hit Counter provided by Best Seo Packages