Monthly Archives: May 2012

Düşünce Hayat

Turkcell mi? Vodafone mu?

“Soğuk bir kış günü, dışarıda lapa lapa kar yağarken Erzurum’un bilmemne köyünde bir gece yarısı doğmuşum..” gibi şaşaalı bir doğum sahnesini betimleyerek konuya giriş yapmak isterdi gönül.. Bunun tersine sıcak bir yaz günü, 4 Ağustos 1981′de dünyanın en önemli kültür sanat merkezlerinden birisi olan Polatlı’da doğmuşum. Bundan mütevellit her yıl 4 Ağustos’u doğum günüm olarak kutluyorum. Bu yazının doğum günümle bir miktar alakası var..

Başlıktan da anlayacağınız üzere, esas anlatmak istediğim gsm operatörleri ile ilgili olarak yaşadığım bir sıkıntı. Bu sıkıntının ardından almış olduğum karar ile ilgili bir yazı yazayım istedim. “Blog’da bu yazının ne işi var?” demeyin. Hep kitaplar ve yazarlar hakkındaki görüşlerimi yazacak değilim. Geçen yılki bu olay yüzünden Turkcell’e çok kızdım. Ve bu kızgınlığımı, etrafımdaki kişilerle fırsat buldukça elbette yüzyüze de paylaştım. Artık bu blogda günde ortalama 350-400 tekil ziyaretçi sayısına ulaşınca da, daha geniş bir çevreyi de bilgilendirmek isteğiyle bu yazıyı yazıyorum..

İlk ve ortaöğrenim hayatımda, kahrolası eğitim sistemi yaz aylarında tatile hüküm verdiği için, hiç adam gibi bir doğum günü kutlayamadım. Eylül-Haziran arasındaki aylarda doğan tüm arkadaşların doğum günleri kutlanırdı. Hepsine hediyemi alıp giderdim. Ancak Haziran’ın ortası gibi okul yaz tatiline girdiğinde boynumu büker, kaşlarımı Küçük Emrah gibi yukarı kaldırır, kaderime razı bir duruş sergilerdim. Oysa içimde ne fırtınalar kopuyordu. “Bre dürzüler..!!! Her yaz Ağustos ayı geldi mi; yok efem yazlıktayız, yok efem köydeyiz, yok ebenin hörekesindeyiz diye diye piç ettiniz yıllarca doğum günümü. Eylül’le Ağustos’un arası ne? Hepi topu kaç gün? Paşa paşa hediyeni al, Eylül’de getir, okul açıldığında ver. Ağustos’un 4′ünde vermedin diye gönül mü koyacağız? Biz size her yıl doğum günü hediyesi getirmiyor muyuz ulen çakallar..!!” demedim hiç. Uslu bir çocuktum. Diyemedim..

Ama geçen yıl, 30. doğum günüm olması münasebetiyle bir değişiklik yapıp, doğum günümü sevdiklerimle kutlamaya karar verdim. Önce çok cici bir davetiye hazırlayıp, insanlara e-mail attım. Davetiyeyi görmek, ileride bir benzerini hazırlamak için buraya tıklayabilirsiniz.. Sonra gelmek isteyenler için en uygun tarih ve yeri sordum. 4 Ağustos haftasonuna denk gelmediği için önceki Cumartesi mi, sonraki Cumartesi mi olmasına demokratik bir şekilde karar verdim. Gelen yanıtlara göre de, mekan olarak Bebek Taps’te karar kıldım ve biralarını çok sevdiğim bu güzel mekanın alt katını o Cumartesi gecesi kapattım. Yaklaşık 55 kişiydik ve ben çok keyifli bir gece geçirdim. Annem, Babam ve Ayşe haricinde hayatım boyunca doğum günümde neredeyse hiç hediye almamıştım, oysa o gece bir dünya hediye aldım, nasıl keyif almam..! Şaka şaka, o gece sevdiğim insanları gördüğüm için keyif almıştım. Bu muhabbet çok uzayacak gibi, ben iyisi mi Turkcell ile ilgili olan sıkıntıma değineyim artık..

Benim derdim, 4 Ağustos 2011′de beni hiç kimsenin arayıp da, doğum günümü kutlamamış olmasıydı. Sabahtan Annem ve Babam ile, gece 11 gibi de Ayşe ile konuşabilmiştim sadece. Yahu daha 5 gün önceki partide onca kişi vardı, birisi bile mi aramaz? Sabah 9′da Annem ve Babam kutladılar. Bir önceki yıl, doğum günümü kutlamayı unutan Anne ve Baba’ma küsüp, 5 gün konuşmadığım için sanırım o kadar erkenden aradılar. Hadi gece de Ayşe aradı kutladı. Peki Zelal Abla’m, kuzenler, amcalar, halalar, dostlar, arkadaşlar, vs. neden aramadı ki? Cevabı çok basit. Çünkü Turkcell’in gazabına uğruyordum..!

O dönem 1 hafta boyunca beni birisi aradığında, Turkcell’in hatası yüzünden arayan kişiler “Aradığınız blog yazarına şu an ulaşılamıyor” yanıtını almışlardı. Telefon 30 dakika herhangi bir işlem yapmayınca, açık gözükmesine rağmen hat kayboluyordu. Yani diyelim ki ben birisini aradım, o konuşmayı takip eden 30 dakika içerisinde birisi beni ararsa ulaşabiliyordu. Ama kimse aramazsa, 30 dakika sonra telefonum ulaşılamaz moda geçiyordu. Bunu sonradan tesadüf eseri farkettim.

Evet, Turkcell’den ayrılmama sebep olan bu olayın gerçekleşmesinin üzerinden 9 ay geçti. O akşam “Hava çok sıcak, dışarı çıkmayalım da evde şarap&dvd olayına girelim” dedikten sonra, şarabı fazla kaçırıp başka olaylara giren “karı-kocalar” 10 gün sonra “anne-baba” sıfatına geçiyorlar. Geçen zaman bir hayli uzun ama ben kindarımdır. Kolay kolay sinirlenmem, ama sinirlenirsem de bir ömür o konuda yumuşamam. Bunca zaman, kızgınlık seviyemin, küfür etmeden bir şeyler ifade edebilecek seviyeye inmesini bekledim. Aradan geçen bunca zaman sinirlerimi bir miktar yatıştırmış olsa gerek ki, küfür etmeden bu yazıyı tamamlayabilme ümidindeyim. İşin özeti, Turkcell’de geçen 14 yılın ardından, özgürlüğe kavuşmanın hikayesidir bu..

Turkcell’i bu problemle ilgili aradım. Aradığımda, önce sim kartımı değiştirmemi istediler. Değiştirdim ama sorun devam etti. Sonra kabahati telefona yüklediler. O dönem Blackberry kullanıyordum. Kanyon Teknosa’ya götürüp, garanti kapsamında tamirini ya da değiştirilmesini istedim. Teknosa da sağolsun, garanti kapsamında telefonumu aldı ve yaklaşık servis süresinin 30 gün sürebileceğini söyledi. Bu süre içerisinde işimi görmesi için de, mecbur olmamalarına rağmen bana bir telefon verdiler. Verdikleri telefonda şarj aletinin deliğinden başka delik yoktu. Ne usb bağlantısı ile, ne de 3G ile internete bağlanıp Google Contacts’tan senkronize ederek telefon defterimi yükleyemiyordum. Yine de hiç yoktan iyidir diyerek telefonu aldım. O dönem beni aradığınızda, “Alo kimsiniz? Haaa sen miydin yahu? Ya kusura bakma, telefonum arızalandı da, telefon defterim yüklü değil” dediğimde, içinizden “At yalanı, s…yim inananı” dememişsinizdir umarım.. Doğruyu söylüyordum çünkü..

Teknosa’nın verdiği telefonu kullanmaya başladım ancak ertesi gün yine problem devam etti. İnsanlar beni aradıklarında ulaşamıyorlardı bir türlü. Turkcell’i aradım ve anlattım. Problemin sebebinin Turkcell’in sisteminden kaynaklı olduğunu, sim kartın ya da telefonun bir kabahati olmadığının kesinleştiğini söyledim. Üstelik bu esnada telefonumdan da olmuştum. 30 gün boyunca kullanmak üzere Turkcell’den Blackberry ya da muadili bir telefon istediğimi söyledim. Üstelik, yıllardır Platinium üye olmam, aylık ortalama yurtdışı kullanım ile birlikte 400 TL ödeyen bir müşteri olmam hasebiyle de buna hakkım vardı. Bunu ben değil, kendi web sitesinden Turkcell söylüyordu. Ama koskoca bir yalan..! Bana telefon vermedikleri gibi, “24 saat içinde sizi arayacağız Onur Bey” sözünü 3 defa verip, tutmadılar. “Bakın, valla sataram köyü haaa..!! Gider Vodafone’a geçerim ona göre..! Bundan sonra beni aradığınızda başta bir dııtt dıııtt uyarısı duyarsınız, demedi demeyin!” uyarımı da kaale almadılar. Web sitelerinde yazıyor olmasına rağmen, beni telefonumdan etmelerine, doğum günümün de dahil olduğu 7 gün boyunca insanların bana ulaşamamasına neden olmalarına rağmen, ne özür dilediler, ne de kıllarını kıpırdattılar. Ve beni zor bir karara mecbur ettiler..

Çok düşündüm. Şaka maka Vodafone’lu mu oluyoruz? diye içlendim durdum.. Çoğu insan boşanırken kararlarını bu kadar zor vermemişlerdir be..! Dile kolay, 14 yıl olmuş Turkcell kullanalı. Bir gün bile faturamı geç ödemedim bu 14 yıl içinde. Fatura tutarım hep yüksekti. Hep en üst segment müşteri profilinde olmaya layık görülmüştüm. “Onur Bey bilmemne müşterimiz oldunuz”, , “Onur Bey Platiniumsunuz, kurşun sıksak işlemez artık size!”, “Onur Bey yaşgünü pastanızı size en yakın Divan’dan alabilirsiniz”, bıdı bıdı.. Pasta isteyen kim? Sevdiklerim arayıp kutlayamadıktan sonra neyleyim ben doğum gününü.. (At yalanı, s..eyim inananı Vol.2)

Bir iki yıl önce benzer bir mesaj gelmişti yine Turkcell’den.”Doğum gününüz kutlu olsun.. Size en yakın Divan Pastanesinden yaş günü pastanızı alabilirsiniz” diye. O haftasonu Huriye Hala’ma gidecektim. Ben de elim boş gitmeyeyim, dedim. Artık cimrilikten mi, yoksa denk mi geldi bilemiyorum, giderken Kalamış Divan’a uğrayıp, yaş günü pastasını aldım. Pastayı güzel bir Turkcell kutusuna koydular. Kutunun üzerinde de, “Iphone 4 Türkiye’de ilk olarak Turkcell’de”, gibi bir şey yazıyordu. Huriş’e gittiğimde, “Hala Iphone 4 çıkmış biliyor musun?” diye konuyu açtıktan sonra, duygulu bir ses tonu ile “Hala’cığım, bunca zaman kahrımı çektin, yıllardır şu eve geldiğimde Arpa Şehriye çorbasını bir kez eksik etmedin, sana layık değil ama bu hediyeyi kabul etmeni rica ediyorum” diyerek Turkcell kutusunu masanın üzerine koydum. Garibim heyecandan daha elini bile yıkayamadan, elinin soğanıyla kutuyu bir an önce açıp Iphone 4′üne kavuşacaktı ama ne gezer.. Üstelik sonradan her ne kadar “Ben inanmamıştım ki zaten!” dese de, kutuyu açmadan önce gözleri yaşararak “Ne gerek vardı oğlum..” sözleri dökülmüştü dudaklarından. Yemezler Huriş, bal gibi inanmıştın kutuda Iphone 4 olduğuna :) Kutuyu açıp da, kestaneli&profiterollü pastayı gördüğünde kendine geldi. Ahahaha..! Eee boşuna yeni nesil Hain Evlat Ökkeş değiliz.. Hem fena mı oldu, yemekten sonra gayet güzel yedik pastamızı..

Herneyse.. Konuya dönersek, ben Vodafone’a geçtim. İyi ki de geçmişim. Turkcell’de aynı hizmet için 114 TL öderken, Vodafone’da bu hizmetin bedeli 59 TL’ye düştü. Ayrıca, Vodafone bir çok konuda bana daha adil geldi. Müşterimi nasıl kazıklarımın derdinde değiller. Örneğin, internet kotasının 80% ‘i dolunca uyarı mesajı gönderiyorlar. Ya da benim hatam sonucu, iptal etmeyi unuttuğum bir hizmeti 1 ay geç iptal ettirdiğimde, hiç talep etmememe rağmen, direk kendileri “Geç kalmışsınız ama hiç sorun değil, madem ki kullanmamışsınız biz bunu faturanızdan düşeceğiz” diyerek beni hayretler içerisinde bırakmıştır. Turkcell bırakın ücreti düşmeyi, hizmeti iptal etmemek için türlü oyunlar yapardı..

Çok sık yurtdışına çıktığım için, Vodafone’un yurtdışı paketleri de son derece uygun. Bu da benim için büyük bir avantaj. Ayrıca, Vodafone’un iyi çekmediği dedikodusu vardır her yerde. İnanın ben bu problemle hemen hemen hiç karşılaşmadım. Bunun aksine, 3G interneti Turkcell’inkinden çok daha hızlı. Uzun lafın kısası, bence Turkcell’in sizi soymasına izin vermeyin ve telefon numaranızı Vodafone’a taşıyın. İnanın pişman olmayacaksınız..

Not: Bu yazıyı yazmak için Vodafone’dan hiçbir ücret almadım. Ama olur da, bir iki faturayı almazlarsa buna hayır demem :)))


Hit Counter provided by Best Seo Packages