Monthly Archives: June 2012

Düşünce Kitap

Samizdat – Soner Yalçın

Bazı insanlar vardır, dış görünüşleri ya da tavırları nedeniyle, bazıları tarafından ya çok sevilir ya da tam aksine nefret edilir. İnsanları sınıflamak elbette ki hoş değil ancak Soner Yalçın’ı sınıflandırmamız gerekseydi, bu yorumu yapabilirdik bana göre.. Ben sevenlerdenim. Duruşu, ciddiyeti, ortam ya da dönem adamı olmayıp da, doğru bildiğinden şaşmamasını hep takdir ettim. Ayrıca okuduğum kitaplarında, somut kanıtlara dayandırarak incelemiş olduğu konular da ilgimi çekmiştir. Kim ne derse desin, Soner Yalçın özellikle son 10-15 yıldır bir hayli gündemimizde olan bir gazeteci/yazar. Son 1.5 yıldır ise, Ergenekon tutuklamaları ile başlayan bu garip süreçte duyuyoruz ismini..

Bundan yıllar önce Efendi isimli kitabını okumuştum. Ardından Bay Pipo, Binbaşı Ersever’in İtirafları, Behçet Cantürk’ün Anıları.. Sonra ara verdim okumaya. Açıkçası oda.tv kurulduğundan beri, hiç girip de haberleri okumamıştım o siteden. Soner Yalçın hayatımdan çıkıp gitmişti. Son yazdığı Samizdat isimli kitabını okumayı da biraz ertelemiştim. Geçen hafta nihayet başladım bu kitabı okumaya ve bir çırpıda bitirdim.

Kitapta, Oda.tv davası olarak da bilinen dava nedeniyle evinin arandığı gün ile başlıyor yaşadıklarını anlatmaya. Tutuklanması, cezaevine girmesi ile de devam ediyor. 30 gün boyunca yaşadıklarını, son derece yalın bir şekilde anlatıyor. Yaşadığı, hatta sadece kendi değil, diğer tutukluların da bu süreçte yaşamış oldukları haksızlıkları, birbirinden somut örnekler vererek gözler önüne seriyor. Uzun uzun kitabı anlatmayacağım bu defa. Zaten nesini anlatayım. Okuyun ve kendiniz görün Ergenekon, Balyoz, Oda.Tv, vd. davalarda insanların nasıl komik sebeplerle suçlandıklarını.

Bu davanın haklılığına inanabilir ya da inanmayabilirsiniz. Bu tamamen insanların kendi görüşüdür ve her ne olursa olsun saygı duyulmayı da şüphesiz ki hakediyordur. Ama öyle bir dönemden geçiyoruz ki, bazı şeylerin sebepleri son derece açık olmasına rağmen insanlar bunları dillendirmekten korkuyorlar. Örneğin Mehmet Ali Çelebi isimli teğmenin başına gelenler..

Askeri okulları hep derece ile bitiren, pırıl pırıl bir subayken bir anda tutuklanıyor. Tutuklanma sebebini aylar sonra öğreniyor. Cep telefonunda Hizbut Tahrir isimli terör örgütüne mensup 139 kişinin numarası kayıtlı olarak bulunuyor. Aradan 2.5 yıl geçtikten sonra ortaya çıkıyor ki, bu numaralar Mehmet Ali Çelebi’nin telefonuna, o gözaltındayken polis tarafından gece yarısı 61 saniye içerisinde yükleniyor. Bu kanıtlandıktan sonra da, Mehmet Ali Çelebi’den özür dileniyor ve beraat ediyor.

Herkes gibi ben de merak ediyorum, bu numaraları yükleyen polislere ne ceza verildi? Elbette ki hiçbir ceza verilmedi. Onlar hala bu ucuz numaraları yapmaya devam ediyorlar. Düşünsenize hiçbir suçunuz yokken, hayat duruşunuzun tam aksine bir suçla suçlanıyor ve 2.5 yıl boyunca sebepsiz yere hapishanede yatıyorsunuz. Hayatınızın başındasınız. Kendinize bir gelecek kurmak için çırpınırken, bir anda her şey durduruluyor gizli bir el tarafından. İsyan etmez miydiniz?

Soner Yalçın da isyan ediyor haklı olarak. Soner Yalçın’a yüklenen suç, Oda TV’deki bilgisayarda bulunan bir word dosyası. Üstelik bu dosyanın virüs aracılığı ile bilgisayara yüklendiği, bu 1.5 yıllık tutukluluk sırasında Türkiye’nin en iyi 3 üniversitesi ve ABD’de konunun uzmanı olan bir kuruluş tarafından atanan bilirkişilerce de rapor edilmiş. Buna rağmen kendisi ve arkadaşlarının hala cezaevinde yatıyor olmasına elbette ki isyan ediyor. Bizler trafikte evimize giderken, yolumuz 5 dakika uzasa isyan ederken, onlar yıllarca hapis hayatı yaşarken nasıl isyan etmez?

Peki ya diğerleri. İlker Başbuğ hangi sebeple hapiste tutuluyor? Doğu Perinçek? Mustafa Balbay? Tuncay Özkan? Hanefi Avcı? Ve diğerleri..

Öyle bir jenerasyonuz ki, korkarım 100 yıl sonra kitaplar bizim jenerasyonun korkaklığından, cehaletinden, sessizliğinden bahsedecek. Hayatta olmayacağımız için utanamayacağız da o zaman. Asıl erdem, şimdi utanabilmekte.. Onlar için şimdi bir şeyler yapabilmekte. Elimizden hiçbir şey gelemese bile, onlara inanmakta. Bu bile onlara destek verecektir. O yüzden, lütfen bu kitabı okuyun. Çevrenizdeki insanlara da okutun. Soner Yalçın’ın dediği gibi, hakikatlere dayanacak gücünüz varsa..

Ve merak ediyorum.. Bu insanlar bir gün hapisten çıktıklarında, suçsuzlukları ispat edildiğinde yüzlerine nasıl bakacağız? Endişe ediyorum bu anı yaşamaktan. Kendimden utanıyorum..


Hit Counter provided by Best Seo Packages