Monthly Archives: November 2012

Hayat Hayat Hikayesi Kitap

Jasper Kent ile Söyleşi

Daha önce Jasper Kent’in Danilov Beşlemesi Serisi ile ilgili blogda yazılar yazmıştım. Fantastik tarihi romanlar arasında gelmiş geçmiş en başarılı 6. eser seçilen bu kitabın yazarı ile tesadüfler sonucu başlayan iletişimimiz, bizi önce karşılıklı olarak e-mailleşmeye, ardından da yazarın İstanbul Kitap Fuarı’na konuk yazar olarak davet edilmesi sayesinde yüz yüze tanışmaya kadar getirdi. Bu yazımda bu hikayeden bahsedeyim istedim..

Yaklaşık 1 ay önce, Jasper Kent’in konuk olarak fuara katılacağını öğrendiğimde kendisiyle nihayet yüz yüze tanışabileceğimiz için çok sevinmiştim. Ancak hevesim hemen kursağımda kalmıştı. Çünkü Jasper’ın fuarda olacağı hafta sonu Aslı ile çok sevdiğimiz bir arkadaşımızın düğünü için Ankara’da olmamız gerekiyordu. Sen yazarı o kadar takip et, kanka ol, adam Türkiye’ye gelsin ve senin o gün başka bir şehirde işin çıksın! Çelik Bilek olsa, “hay bin kunduz!!” derdi sanırım bu durumda. Ancak bu sefer durum farklı gelişti..

Jasper’a hemen durumu bildiren bir e-mail attım ve Türkiye’deki programı hakkında bilgi istedim. Kendisi geçen hafta Çarşamba akşamı Türkiye’ye geldi ve dün (Pazartesi) de İngiltere’ye geri döndü. Perşembe günü akşam, birlikte bir şeyler içmek üzere sözleştik ve o akşam Taksim’deki Rixos Hotel’in barında buluştuk. Yanında, birlikte yaşadığı arkadaşı Helen de vardı. Yazdığı kitaplardan, Türkiye’deki başarısından, Danilov Beşlemesi’nden sonraki planlarından ve kitapların içerisinde okuyucunun fark etmesi oldukça zor olan ufak sırlardan bahsetti..

Önce çok kısaca, Danilov Beşlemesi’ni nasıl keşfettiğim hakkında biraz bilgi vereyim:

Serinin ilk kitabı olan On İki, Can Yayınları tarafından yayınlandığında, yazarı daha önce hiç okumamış olmama rağmen cesaret edip kitabı satın almış ve tabir yerindeyse bir çırpıda okumuştum. “Malum, Can Yayınları bu tarz kitapları pek yayınlamazdı. Madem ki yayınlamışlar, o halde okumaya değer olsa gerek” düşüncemde ne kadar haklı olduğumu kitabın sonunda görmüştüm. Hemen ardından serinin ikinci kitabı olan On Üç Yıl Sonra‘yı da D&R’dan sipariş edip, yine soluksuz bir şekilde okumuştum.

Danilov Beşlemesi’ni keşfettiğim bu dönemde, serinin üçüncü kitabı İngiltere ve ABD’nde yayınlanmıştı. Can Yayınları’ndan Türkçe’sinin çıkmasını yaklaşık 6 ay beklemiş, bu süre zarfında Can Yayınları’nın epeyce kafasını şişirmiş ve en nihayetinde bu kitabı da çıktığı ilk gün satın alıp, 4 gün içerisinde bitirmiştim. İngilizce orijinali The Third Section olan kitabın ismi nedense Üçüncü Şube olarak değil de, Çarın Laneti olarak çevrilmişti. Can Yayınları’nın neden bu şekilde bir değişikliğe gittiklerini anlamamıştım. Can Yayınları’nın da bu konuda kafası karışmış olsa gerek ki, kitabın ön kısmında bir yerde “Çarın Laneti”, diğer bir yerde ise “Üçüncü Şube” olarak yazılıydı kitabın ismi.

Kitapta ana kurgu, Rus Gizli Servisi’nin Üçüncü Şubesi üzerinde geçtiği için bu isim verilmişti kitaba. Hem aynı zamanda serinin üçüncü kitabı olması sebebiyle de The Third Section ismi verilmiş diye düşünüyordum.

Jasper ile sohbet ederken, bu düşüncemde haklı olduğumu öğrendim. Ancak daha önce hiç düşünmediğim bir sebep daha varmış kitabın isminin seçiminde.. Bu konuda sadece bir ipucu vereyim: “section” kelimesini daha çok bölüm anlamında kullanıyoruz, ama aynı zamanda kesmek anlamında da kullanılıyor. Örneğin sezaryen ameliyatı, “caesarean section” demektir. Kitabı okuyanlar, bu ipucundan sonra The Third Section kitabındaki üçüncü kesiği bakalım hatırlayabilecekler mi?

Jasper serinin dördüncü kitabını bitirmiş sayılır. Kitap Mayıs ayında İngiltere’de satışa çıkacak ve ismi The People’s Will olacak. Bu sefer 1855 yılından, 1881 yılına geleceğiz ve hikaye Türkmenistan ve Rusya’da geçecek. Bir bölümü de Türkiye’de..

Daha önce Çarın Laneti ile ilgili yazdığım yazıda anlattığım hikayeyi bilenler vardır. O dönem Jasper dördüncü kitabı yazarken, bana hikayenin bir bölümünün Türkiye’de geçeceğini söylemişti. Bu haberin üzerine tahmin edersiniz ki, yazar arkadaşı olan her Türk genci gibi kitaptaki karakterlerden birisine ismimi vermesini rica etmiştim. Jasper beni kırmamıştı. Ancak bir kaç gün sonra aklıma bir anda o gerçek gelmişti! 1881 yıllarında Onur ismi kullanılmıyordu! :(

Sevgili Kardeşim Dinç, kitapta Komsomolskaya olarak adlandırılan meydanın isminin,  hikayenin geçtiği 1856 yılında Kalanchyovskaya meydanı olduğu konusunda yazarı twitter aracılığı ile kibarca uyarmıştı. Bunun üzerine bir de isim konusunda bir mantıksızlık oluşturmamak adına, Jasper’ı uyarmayı kendime görev bilmiş ve Onur isminin o dönemde henüz kullanılmadığını, bu nedenle saçma bir durumun oluşmasının önüne geçmek adına ricamı geri aldığımı kendisine bildirmiştim.

Bilenler bilirler, sol kolumda Honore (Latince, “Onurlandırılmış olan”) yazılı bir dövme vardır. Jasper sağolsun, bana bir jest yapmış. Dördüncü kitaptaki kahramanlardan birisine “Honore” ismini vermiş.. Kahraman dediysek, superman değil! Ne yazık ki, kötü bir kahraman. Yuda’nın geçmişinde çok önemli yeri olan vampirlerden biri.. Tam adıyla “Honoré Philippe Louis d’Évreux, Vicomte de Nemours”. Jasper bana, karakterin kötü bir karakter olmasının benim için bir sorun olup olmayacağını sorduğunda, haliyle “senin canın sağolsun. İ..e olmasın da ne olursa olsun” cevabını verdim. Umarım kötü bir sürprizle karşılaşmam ; ))) Bu seride Dimitry Danilov’un Yuda ile ilişkisini okuduktan sonra her şeye hazırlıklı olmak gerek :)

Seri, İngilizce, Türkçe, Lehce, İtalyanca, Fransızca ve Romence dillerine çevrildi. Jasper’a, kitabın neden Rusça’ya çevrilip, Rusya ve Ukrayna’da satışa çıkmadığını sorduğumda, bunun cevabını kendisinin de bilmediğini, tüm dünyadaki anlaşmaları İngiliz Bantam Press’in yaptığını söyledi. Rusya ile ilgili bir anlaşma yapılacaksa, bunu Bantam’ın yapması gerektiğini, ancak yakın zamanda böyle bir anlaşmanın görünmediğini de ekledi. Umarım, ve aslında eminim, ilerleyen yıllarda kitap Rusça’ya da çevrilir.

Serinin son kitabı ise, The Last Oprichnik adıyla 2014 yılında İngiltere’de satışa çıkacak. Ne yazık ki Türkiye’de dördüncü kitap için 2014 yazını, son kitap için de 2015 yazını beklemekten başka çare yok.. İngilizce okumak isteyenler, Amazon.com’dan basılı ya da e-book olarak kitapları satın alabilirler.

Herkesi Jasper Kent okumaya davet ediyorum..

Hayat Hikayesi Kitap

George Orwell

1984 ve Hayvan Çiftliği kitapları ile çok ses getirmiş ve son derece de popüler olmuş bir yazar George Orwell.. Hayat hikayesi de çok enteresan, yazdığı kitaplar da.. Hayatı hakkında çok da bilinmediğini düşündüğüm şeyleri öğrendiğimde, bunu blogda paylaşayım istedim.

Esas adı Eric Arthur Blair olan İngiliz yazar, 1903 yılında Hindistan’ın Bihar eyaletinin Motihari şehrinde doğuyor. Dedesi Jamaika’daki köle çiftliği sayesinde oldukça zengin olmuş. Ancak sonrasında mal varlıkları bir miktar azalmış ve George Orwell’in ifadesiyle ekonomik anlamda “orta sınıf” bir aile haline gelmişler.

Babası Hindistan Gizli Servisi’nde, narkotik bölümünde çalışmış. George Orwell doğduktan 1 yıl sonra, Anne’si George’u ve kızlarından birisini de yanına alarak İngiltere’ye geri dönüyor. Uzun bir süre İngiltere’de yaşadıktan sonra, 1922 yılında 19 yaşındayken Burma’ya gidiyor. Burma, aynı zamanda Myanmar ve Birmanya isimleriyle de bilinen bir Güney Doğu Asya ülkesi. Burada yaklaşık 5 yıl kalıyor. Bir dönem polislik de yapıyor.

5 yıl kadar Burma’da yaşadıktan sonra bir rahatsızlık geçirip, bir süreliğine tedavi olmak amacıyla İngiltere’ye dönüyor. Tedavi sürecinde ailesi ile bir tatildeyken, bir anda hayatını değiştirecek bir karar alıyor. Hindistan’daki Polis Teşkilatı’ndan istifa ediyor ve yazar olmak üzere İngiltere’de kalarak yeni bir yaşama başlıyor.

1927 yılında Londra’da ekonomik anlamda zor günler yaşadıktan sonra, 1928 yılının ilkbaharında hem Londra’ya nazaran daha ucuz yaşanabilecek bir şehir olması, hem de bir yazar için ilham kaynağı olabilecek bohem yaşam ortamını sunuyor olması nedeniyle Paris’e taşınıyor. Paris’te yaşadığı süre boyunca, orada yaşayan teyzesinden maddi ve manevi destek alıyor. Bu dönemde para kazanabilmek için otellerde bulaşıkçılık da dahil olmak üzere, bir çok işte çalışıyor ve oldukça zor günler geçiriyor.

1929 Şubat’ında ciddi bir rahatsızlık geçirerek, tıp öğrencilerinin pratik yapmaları amacıyla kurulmuş oldukça kötü şartlara sahip bir hastanede 2-3 ay kalıyor. Hastaneden çıktıktan sonra, “The Spike” isminde bir deneme kaleme alıyor ve Ağustos ayında bu denemesi yayınlanmak üzere Londra’daki New Adelphi dergisi tarafından kabul ediliyor. (Bu arada; Spike kelimesi İngiltere’de halk arasında düşkünler evi manasında kullanılıyor.)

2 yıl Paris’te yaşadıktan sonra tekrar İngiltere’ye ailesinin yanına dönüyor. Ailesinin maddi durumunun orta sınıfın biraz üstünde olması sayesinde rahat bir nefes alıyor ve başından geçen olayları konu alan kitaplarını ve denemelerini birbiri ardına yazmaya başlıyor. Yayınlanma sırasına göre;

  • The Spike, 1931
  • Paris ve Londra’da Beş Parasız, 1933
  • Burma Günleri, 1934
  • Papazın Kızı, 1935
  • Zambak Solmasın, 1936
  • Wigan İskelesi Yolu, 1937
  • Katalonya’ya Selam, 1938
  • Daralma, 1939

Dikkat edilebileceği gibi, dergide yayınlanan denemesinin ardından her yıl bir kitabı yayınlanıyor. Oldukça verimli geçen bu dönem sonlarına doğru 1936 yılında siyasal görüşü nedeniyle Franco’ya karşı çarpışacak gönüllülere katılarak İspanya’ya gidiyor. Marksist Birlik Partisi’ne katılıyor. Bu dönemde silahlı çatışmalara giriyor. Hatta bir çatışma esnasında bir sniper tarafından gırtlağından vuruluyor, ancak şansı yaver gidiyor ve bir süre tedavi olduktan sonra iyileşiyor. Marksist Birlik Partisi, sonradan yönetimi bir süreliğine ele alan İspanyol Komünist Partisi tarafından yasa dışı ilan edilince, tutuklanmamak için İspanya’yı terk ediyor.

Bu döneme kadar yazmış olduğu eserleri daha çok otobiyografi ağırlıklı roman olarak değerlendirmek mümkün. Hemen hemen çoğunda orta sınıfın yaşamış olduğu zorluklardan, yoksulluklarından bahsediyor. Bu eserlerin bir çoğunda hicve yer veriyor. Örneğin Türkçe’ye “Zambak Solmasın” ismi ile çevrilen, “Keep The Aspidistra Flying” isimli kitabında, o dönemde İngiltere’de yaşayan dar gelirli aileler arasında moda olan çiçek yetiştirme özentiliğinin yaratmış olduğu durumu hicvediyor. Aspidistra bir zambak türü ve bakımı da oldukça masraflı. Buna rağmen aileler, kendilerini sosyal anlamda daha yukarı bir sınıftalarmış gibi hissedebilmek amacıyla zaten az olan paralarını bu çiçeğin bakımıyla çar çur ediyorlar. George Orwell bu durumla bir nevi dalga geçiyor bu kitabında.

Katalonya’ya Selam isimli kitabında ise, yukarıda da az önce belirttiğim İspanya günlerinden bahsediyor. 1936 ile 1939 yılları arasında süren İspanya iç savaşı sırasında başından geçen olaylara bu kitabında yer veriyor.

Ve 1939′dan sonra George Orwell’de büyük bir değişim yaşanıyor. Marksizme yakınlığıyla bilinen yazar Stalin’in 1930′lu yıllarda Rusya’daki yönetim sisteminde yaptığı değişikliklerden rahatsızlık duymaya başlıyor. 1945 yılında “Hayvan Çiftliği” ismiyle yayınlanan alegorik romanında Stalin rejimini çok ağır bir dilde eleştiriyor. 1949 yılında yayınlanan “1984″ isimli distopik romanında ise, yine Stalin’in sistemine eleştiriler bulmak mümkün.

1939 yılına kadar sosyal adaletsizlik temalı ve bazıları kendi yaşam öyküsünü içeren kitapları yayınlanan yazar, bir süre yazmaya ara verdikten sonra öleceği tarih olan 1950 yılına kadar bu iki baş yapıtı yazıyor. Ve 20. yüz yıl içerisinde yaşayan yazarlar arasında, 2 kitabının toplam satışı en yüksek olan yazar haline geliyor.

Totalitarizmin çok ağır eleştirisi olan bu iki kitabın ayrı ayrı yazılar ile anlatılmayı hak ettiği düşüncesiyle bu yazıda bu kitaplara çok fazla değinmeyeceğim. Kısa bir süre içerisinde iki ayrı yazı ile bu kitapları da elimden geldiğince tanıtacağım.

Ve gelelim yaşamının sonuna..

Yazarın ağır sigara tiryakiliği nedeniyle sürekli hastalıklarla boğuştuğu yaşamı, 1949 yılı sonlarında tüberküloz hastalığıyla yaptığı mücadeleyi kazanamaması nedeniyle 21 Ocak 1950′de son buluyor. Ve ardında 9 kitap, onlarca deneme ve Big Brother kavramını bizlere bırakıyor.

Totalitarizm kaybolmaktansa, her geçen gün ortaya daha çok çıkıyor. Ve Büyük Birader hepimizi izliyor..


Hit Counter provided by Best Seo Packages