Begüm – Kenize Mourad

Bir iki ay kadar önce katıldığım bir yemekte tesadüf eseri Kenize Mourad ile tanışıp, kendisi ile sohbet etmiştim. Buraya tıklayarak bu sohbet ile ilgili yazımı okuyabilirsiniz. Bu sohbet esnasında Kenize Hanım, son yazdığı kitap olan Begüm’ü okuyup okumadığımı sormuş, henüz okumadığımı öğrenince de okumamı tavsiye etmişti. Ona verdiğim söze uymuş, şu ana kadar Türkçe’ye çevrilen 3 kitabını satın almış, ilk olarak da içlerinden Begüm’ü okumaya başlamıştım. Kitabı Pazartesi günü Nijerya’da bitirdim. Kitap ile ilgili yorumlarımı ise, Türkiye’ye döndüğümde yazmaya karar vermiştim. Bugün bütün günü uzun ve yorucu bir Nijerya seyahatinden sonra uyuyarak geçirdikten sonra, nihayet yazıyı yazacak enerjiyi kendimde bulabildim. Nijerya’ya son gittiğimde gördüğüm genel grev ve izlenimlerim ile ilgili bir yazıyı da bir iki gün içerisinde yazacağım. İnsanlar, benzindeki sübvansiyonun kaldırılması sonrasında benzinin 1 USD’ye çıkması karşısında tüm ülke genelinde genel grev yaparken, bizler dünyanın en pahalı benzinini kullanıyor olmamıza rağmen sesimizi bile çıkarmayıp, üstüne bir de Afrika ülkelerinde yaşayan insanları küçümsüyoruz. Helal olsun Nijerya’lılara, bu şekilde haklarını savundukları için..

Gelelim Begüm’e.. Kitap Hindistan’ın İngiliz sömürüsü esnasında geçen bir kahramanlık hikayesini konu alıyor. Dönem olarak da, İngilizler’in Hindistan’ı sömürgeleri haline getirmelerinden yaklaşık 100 yıl sonra geçiyor. Bu dönem sırasında yaşanan olaylar, Hindistan’daki insanları artık bir nevi çileden çıkartıyor ve bir isyanın başlaması kaçınılmaz oluyor. İsyanın merkezinde ise Begüm isimli bir Hazret Mahal yer alıyor..

Muhammedi isimli genç bir kız varlıklı bir aileden gelmese de, aklını ve güzelliğini kullanarak önce Kral’ın gözdeliğine ardından da ona bir erkek evlat doğurarak Begüm’lüğe kadar yükseliyor. Hikaye bir yerlerden tanıdık geliyor olsa gerek. Sülüman dizisinden mesela :))) Ancak şunu hemen belirteyim ki, Begüm’ün yaşadığı güzel yıllara kısa sürüyor ve kumpanya Hindistan’daki baskısını artık eziyete çevirince işler içinden çıkılmaz bir hal alarak isyana dönüşüyor. Kral esir ediliyor ve zaten çok da cesur davranamayan Kral’ın esaretinin ardından isyanı yönetmek için kendisini bu isyanın merkezinde bulan Begüm’ün cesaretine tanık oluyoruz kitapta.. Ve bu esnada yaşanan bir aşka da..

Sonu pek istediğim şekilde, isyanın kazanılması ile bitmedi ama olsun, uzun süredir okuduğum en güzel kitaplardan birisiydi. Eleştirebileceğim tek konu, bizlere yabancı olan bir sürü ünvan ve isim kullanıldığı için bu ünvan ve isimler arasında kaybolup, bir türlü karakterleri aklımızda tutamamamız diyebilirim. Keşke Kenize Mourad bu konuda bir miktar daha özenli davranabilseymiş. Ancak bunun haricinde, son derece akıcı ve Hindistan’da 1850′li yıllarda yaşanan olayları anlamamıza yardımcı olabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum Begüm’ün. Gandhi’nin başlatmış olduğu harekete kadar, bu denli büyük bir isyan çıkmamış ve Hindistan bağımsızlığını kazanmak adına belki de Begüm’ün estirmiş olduğu rüzgarı iyi değerlendiremeyerek bağımsızlığını kazanmak adına 70-80 yıl geç kalmıştır.

Herkesin okumasını tavsiye ederim, çok keyifliydi..

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Hit Counter provided by Best Seo Packages