Can Dostum – Intouchables

2 hafta önce, o gün akşam için Aslı ile sinemada film izlemeye karar verdik. Internetten hangi filmlerin vizyonda olduğuna baktığımda ne yazık ki çok da ilgimizi çekebilecek bir film göremedim. Malum, cicim aylarında olduğumuz için duygusal bir film bulmaya çalıştım.

Sinemalarda hangi filmlerin oynadığına baktığım web sitesinde, filmler vizyonda olduğu tarihe göre kronolojik olarak sıralanmıştı. Biraz altlara doğru indiğimde, Can Dostum (Intouchables) isimli filmi gördüm. Vizyona gireli 5 hafta olmuştu ve çok az salonda gösterimdeydi. Yakında olan salonlara baktım. Üyesi olduğum Hillside Etiler’de yer kalmamıştı. Şansıma, Akmerkez’deki sinemada yer buldum. Biz mi yer bulduk, salon mu müşteri buldu açıkçası karar veremedim. 100 kişilik salonda toplamda 7 kişiydik. Ayağını öndeki koltuğa uzatan uzatana.. Öyle rahattı yani ortam.

Film konusunu gerçek bir hikayeden almış ve 2011 yılında Fransa’da çekilmiş. François Cluzet ve Omar Sy başrollerinde oynuyor. Bu isimlerin oynadığı bir filmi daha önce hiç izlememiştim. Fransız sineması hakkında da pek bir bilgim yok açıkçası. Hatta daha doğrusu ben sinemadan pek anlamam. İzlemeyi severim ama sanmıyorum ki yapacağım tespitler doğru olsun. Daha çok hissettirdikleri ile değerlendiriyorum filmleri. Bazen çok sevdiğim bir film oluyor, IMDB’den kaç puan aldığına bakıyorum. O da ne? 6.5/10. “E ama ben ayıla bayıla izlemiştim bu filmi..?” diyorum içimden. Can Dostum’u seçmeden önce de fikir vermesi açısından, ışık hızıyla IMDB’den kaç puan aldığına baktım. 8.5/10 yeni çıkan bir film için oldukça iddialı bir puandı. E tür olarak da “duygusal/komedi” yazıyordu. O halde konusunu okumaya ne gerek vardı?

Dediğim gibi, filmi duygusal ve IMDB’den almış olduğu yüksek puan nedeniyle tercih etmiştim. “Duygusal bir film” dendiğinde otomatik olarak, iki kişi arasında geçen bir aşkın hikayesi olarak algılıyor insan. Ve genelde bu aşk bir kız ve erkeğin arasında olur. Bu filmde ise biraz farklıydı. Boynundan altını hareket ettiremeyen tekerlekli sandalyeye mahkum bir aristokrat (Philippe) ile, kendisine yardımcı olması için bakıcı olarak işe aldığı, hapisten yeni çıkmış olan bir gencin (Driss) arasında oluşan sevgiyi anlatıyordu.

Oysa bu muydu benim hain planlarım? Dediğim gibi cicim aylarında olduğumuz için, ben aşk filmi seçmek istemiştim. Ve öyle de sanmıştım. Filmin ilk 5 dakikasında başrollerde bu iki zat-ı şahanenin olduğunu kavramıştım. “Yok canım daha neler? Birisi 50′li yaşlarda, boyundan aşağısı hareket etmeyen beyaz bir aristokrat, diğeri ise hapisten yeni çıkmış iri yarı ve 30′lu yaşlarında bir zenci. Tövbeler olsun, daha neler!” endişesi ile 15. dakikaya geldik. Korktuğum başıma gelirse, acil olarak salondan çıkabilmemiz için, kaçış güzergahını ezberledim. Aslı’yı kolundan tuttuğum gibi, ikimizi de bu cehennemden kurtaracaktım. Zenci arkadaş, korumasız beyaz amcayı her an öpebilirdi..

Bu dakikadan sonra durumun sandığımın aksine olduğunu, kıbleyi bu defa o kadar da yanlış hesap etmediğimi çok şükür farkettim. Onların sevgisi, abi-kardeş ya da baba-oğul sevgisi olarak nitelendirilebilecek türdendi. Tamam belki tam beklediğim konu bu değildi ama böyle olsa ne olacaktı ki? Filmde vardır sanıp da göremediğim aşk, bizim aramızda zaten vardı..

Filmin büyüsü bozulmasın, merakınız sürsün düşüncesiyle elbette ki filmi anlatmayacağım. Mutlaka izleyin isterim. Sanırım artık dvd olarak da bulunabilir. Evde oturup, ailece izleyebileceğiniz bir film. Duygulanmanızın yanında, kahkahalara boğulacağınız da garanti..

3 Comments

  • volkan özgün
    July 5, 2012 - 10:38 am | Permalink

    http://maudlintales.files.wordpress.com/2012/03/philippe-pozzo.jpg
    bunlarda orjinalleri …
    gercekten güzel işlenmiş bir filmdi

  • July 5, 2012 - 11:04 am | Permalink

    Vayyy çok iyiymiş. Özellikle Phillippe epey benzemiş. Ben filmin neden ortalığı kasıp kavurmadığını da anlayamadım. Cidden çok iyiydi.. Ya da kasıp kavurdu da, ben mi hiç duymadım?

  • volkan özgün
    July 6, 2012 - 1:32 pm | Permalink

    avrupada inanilmaz gişe yaptı film almanyada kapalı gişe oynadi …
    Türkce de sanırım dagitimla ilgili birtakım sorun yaşandı o yüzden cok az yerde vizyona girdi ..

  • Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *

    You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


    Hit Counter provided by Best Seo Packages