Cicişler: Esra ve Ceyda ile Evde Başbaşa

Cicişler olarak bilinen Esra ve Ceyda kardeşler ile evde başbaşa geçen bir akşamımı paylaşayım istedim. Yazıyı sonuna kadar okuyan kişiler, cicişler hakkındaki görüşlerimi de bulabilirler.

Üniversite’deki en samimi arkadaşlarımdan Serhat bu haftasonu fuar için İstanbul’a gelmişti. Pazar günü için daha önceden Boğaziçi Executive MBA’deki arkadaşlarımla kahvaltı yapmak konusunda sözleşmiştik. Serhat’ı da bu kahvaltı organizasyonuna dahil ederek, 1 taşla iki kuş vurmuş oldum. (Seda, gördüğün gibi artık bu atasözünü doğru kullanabiliyorum)

Kahvaltının sonlarına doğru Şubat ayında başımdan geçen ilginç bir olayı arkadaşlarımla paylaştığımda, “bunu bloga yazsana” şeklinde bir taleple karşılaştım. Ben de yazayım dedim, cicişlerle evde geçen geceyi..

6 Şubat Pazartesi günü kendimi çok iyi hissetmediğim için işe gitmemiştim. Bir önceki gün olan Pazar günü de traş olmadığımdan, sakallarım bir hayli uzamış, amiyane tabirle saç sakal karışmış şekilde yatağıma uzanmış kitap okuyordum. Akşam saat 22:00′de kapım çalındı. “Allah Allah, bu saatte kim ki acaba?” diye düşünerek kapıya doğru yöneldim ve gözetleme deliğinden baktığımda kapının diğer tarafında sarışın bir kızı görünce, “Hay bin kunduz! Saç sakal karışmış, Anne’min aldığı enine çizgili şort&tshirt pijama takımımla evde pineklerken mi düşecekti gökten zembille bu sarışın kız!” şeklinde kendi kendime veryansın ettim. Allahtan inekli terliklerim ayaklarımda değildi. Ne demişler, beterin beteri var..

Bu durumla karşılaşabilecek her masum Türk gencinin atikliğiyle, yatak odama dönüp sağ elimle yakaladığım parfümü üzerime boca ederken, sol elimle saçlarımı düzeltmek, o esnada da sanki evde hep bayramlıklarımla otururmuşum gibi ışık hızıyla bayramlık elbiselerimi giymek aklımın ucuna dahi gelmediği için, “Kim o?” demiş bulundum. “Benim..” cevabına karşı “Ben de onu soruyorum zaten akıllım, sen kimsin?” diyecektim ama gecenin körü münakaşa yaşamak istemedim..! Duymamış gibi yapıp tekrar “Kim o?” dedim ve “Ben komşunuzum, yan blokta oturuyorum, evinize bakmak için gelmiştim” şeklinde gelen cevaptan sonra, “Ev sahibi evi kiraya mı verdi benden habersiz?” şeklinde dumur olmuş vaziyette kapıyı açmış bulundum. Kapıyı aralık bıraktım ki, göt göbek ortada gözükmeden usulünce başımı kapıdan uzatıp karşımdaki kişiyi kibarca geri gönderebileyim. Bulanıklaşmış olan zihnimde bu düşünceler uçuşurken, karşımdaki sarışın kızcağızın masum bir şekilde “3. kattaki daireyi satın almayı düşünüyoruz da, sizin evinizle aynı plana sahipmiş, o nedenle bir girip bakabilir miyim?” teklifine, “Pekala” cevabını verebildim sadece. Elbette bunda hanım kızımızın gayet hoş ve bakımlı olmasının da etkisi olabilir. Hiç boşuna karizma yapacağım diye “İnsanlık vazifesi gereği içeri buyur ettim. Yoksa elimin tersiyle iterdim” yalanına başvurmanın alemi yok..

Herneyse.. Sarışın hanım kızımız eve ayakkabıları ile girmek için izin isteyip, olumlu cevabı da aldıktan sonra bir anda salona doğru yöneldiği esnada kapıdan bir başka sarışın hanım kızımız içeriye hızla duhul ederek, yatak odama doğru yöneldi. Ben içimden bir yandan “körün istediği bir göz Allah verdi iki göz” derken, diğer yanımla da “Bunlar şimdi bana doğru sprey sıkıp, beni bayıltıp, evi soymasınlar?” tereddütüne düştüm. O esnada “her halukarda arkayı sağlama almakta fayda var” düşüncesiyle hemen apartman kapısını, ayağımla geriye doğru ustaca bir hamle ile itip kapattım. Sertçe kapanan kapı sesine irkilen kızlardan bir anda “Aaa kapıyı kapattınız. Ama Annemiz de vardı” çığlıkları yükselince, yediğim bokun farkına varıp kapıyı hemen tekrar geri açtım. Karşımda az evvel tam eve girmek üzereyken yüzüne hiç beklemediği anda daaaannnn..!! diye kapatılan kapının vermiş olduğu asabiyeti gözleriyle haykıran bir teyze hanım vardı. “Şey, çok pardon ben sizi görmedim” dediğimde, “Önemi yok!!! Girebilir miyim?” şeklinde sert bir cevapla karşılaştım. “Bir sen eksiktin. Gir, sen de gir..!” demedim tabi. “Ne demek efem” nezaketiyle teyze hanımı da içeriye buyur ettim. Birisi yatak odasında, diğeri mutfakta, diğeri salonda etrafı incelemeye koyuldular.

Ben artık olayın şaşkınlığından kurtulmuş şekilde, sordukları sorulara yanıt vermeye çalıştım. İnşaat işinde olduğumu öğrenmelerinin ardından misafirlerimin soruları gittikçe profesyonelleşti. “Acaba 3. kattaki evi alsak değer kazanır mı? Kaç para eder? Depreme dayanıklı mıdır? Siz olsaydınız alır mıydınız? Mutfağın duvarını yıktırıp orayı Ceyda’nın yatak odası yapsak, Esra sizin yatak odanızda kalsa? (neden olmasın teyzem, kalabilir elbette, diyesim geldi ama demedim. kadıncağız 3. katın yatak odasını kastediyordu. zaten kapıyı da istemeden suratına kapatmışız, kesin parçalardı beni) Şuraya buzlu camdan duvar yapsak içerisi aydınlık olmaz mı?” vb. bir sürü soru sorulmaya başlanınca, bu işin ayaküstü konuşulmayacağına kanaat getirerek “Hele bi çökün gençler” ‘in kibarcası, “İsterseniz buyrun oturalım, ayakta kalmayın” dedim. Annesi ilk başta stratejik bir hata yapıp tekli koltuğa oturunca, üçlü kanepede sağımda Ceyda solumda Esra oturma fırsatını elimin tersiyle ittiğim gibi, ayakta dikilmeye devam ettim. Kızlardan daha zeki olduğunu düşündüğüm Esra durumu hemen anladı ve “Anne sen böyle gelsene, Onur Bey ayakta kaldı” ikazıyla teyze hanımı araya aldılar.

Şimdi çoğunuzun inanmayacağı bir şey söyleyeceğim: Ben olayın bu anına kadar karşımdaki kızların Cicişler olarak bilinen Esra ve Ceyda Kardeşler olduğunu anlamadım. Üstüne bir de, “Neden illa Etiler’den alıyorsunuz ki? Ofisiniz ne tarafta, oraya yakın bir yer alın. Etiler çok prim yapmaz artık” dedim. “Ofisimiz yok” cevabıyla hala uyanmayan bendeniz, bir de “E peki ne iş yapıyorsunuz da 1+1 eve 450.000 TL verebiliyorsunuz?” sorusunu da sordum. Evet kabul ediyorum, önce sıçtım, ardından da yetmemiş olsa gerek, sıvamaya başladım.. “Ayy.. şeyy.. Biz halka ilişkiler, stand hostesliği, vb. işler yapıyoruz. 6 ay önce TV’de program sunuyorduk” dediler. İnanın bana ben bu cevaplara rağmen hala karşımdaki kişilerin kim olduğunu anlamadım.

Sanırım benim onların kim olduğunu anlamayıp, gayet içten ve doğal bir şekilde kendileriyle sohbet etmem onları da rahatlatmış olsa gerek ki, bu şekilde 22:00′den 23:30′a kadar evde sohbet ettik. Üniversitelerinden, memleketlerinden, buldukları diğer evlerden, havadan, sudan,  bahsettiler. Daha sonrasında haberleşmek, kendi evlerindeki eşyaların benim ev ile aynı büyüklükte olan 3. kattaki eve sığıp sığmayacağıyla ilgili görüş vermem ve başka satılık ev olursa bu bilgiyi paylaşmamız amacıyla Ceyda numaramı alıp kendi numarasını verdi. Sohbet muhabbet derken saat 23:30 oldu ve misafirlerim artık kendi evlerine gitmeye karar verdiler. “Onlar gittikten sonra ben de yatağıma uzandım ve bohem hayatıma, kitabıma geri döndüm” diyebilmeyi inanın çok isterdim. Ama merakımı yenemedim ve Google’dan “TV programı Ceyda Esra” şeklinde search ettim. Karşıma çıkan resim ve videodaki kişilerin az önce evimde 1.5 saat oturup gayet düzgün bir şekilde sohbet eden kızlar olduğunu görmenin şokunu yaşadım.

Ah benim eşşek kafam, sohbetin bir yerinde “Ya acaba yarın ne giysem? Hava nasıl olur ki?” diye sormaz mı insan?!!! Belki bana da hava durumunu sunarlardı diye çok iç geçirdim o geceden sonra :)

Merak edenler için izlenimlerim:

1-) Kızlar gerçekten güzel. Ceyda’nın dudakları ve göğüsleri sanırım silikondu.

2-) Bana sorarsanız her ikisi de gayet zeki. Özellikle Esra baya baya zeki..

3-) Anneleri daha da zeki. Kadının evin planını değiştirme ile ilgili sohbet esnasında sorduğu soruları, çoğu mimar soramaz.

4-) Hem kızlar, hem de anneleri gayet içten ve düzgün tipler.

5-) Hayır! Numarasını size göndermem! :)

 

Buradan Annelerine de bir çift sözüm olacak: Teyze Hanım, seni o kadar misafir ettik. “Mersin’liyiz evelallah” demeyi biliyordun. Bekar yaşadığımızı da gördün. İnsan bir günden bir güne yüzük çorbası, içli köfte, tantuni,vb. hazırlayıp da davet etmez mi?

2 Comments

  • gözde
    March 20, 2012 - 6:48 pm | Permalink

    Onurcum çok hoşsun çok alemsin. Bahar yorgunluğu ile enerjimin bitme noktasına geldiği tam şuanda yazınla enerji tazeledim, az sonra bu moralle işime döneceğim.
    Çok ilginç bir tecrübe olmuş. senin yerinde olmak isteyen çok arkadaş vardır şüphesiz. Kızlara gelince güzellikleri rölatif bir kavram ama zeki olduklarını tahmin edebiliyorum. Türk halkına aptal görünüp parayı kazanacak kadar akıllılar en azından :))

    Çok sevgiler

    Gözde

  • March 20, 2012 - 6:58 pm | Permalink

    Gözde’ciğim, çok teşekkür ederim bu güzel yorumun için :) Dediklerinde de çok haklısın.. Bizden iyi kazandıkları aşikar :)

  • Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *

    You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


    Hit Counter provided by Best Seo Packages