Karda Yürümek..

Çocukluğumdan beri kar yağdığında hep mutlu oluyorum. Az önce Baba’mla telefonda konuşurken, Zeynep’ciğin kar yağışından ötürü çok mutlu olduğunu öğrendiğimde, “sanırım tüm çocuklar kar yağınca mutlu oluyorlar” diye düşündüm.. Bu yazıyı okuyan sizler, sanırım sizleri de mutlu ediyordur yağan lapa lapa kar..

Polatlı’da büyüdüğüm için, her kış en az 4-5 sefer doyasıya kar yağışını görürdüm. Büyüdükçe tüm güzel şeylerin yok olması gibi, küresel ısınmadan mıdır nedendir bilinmez, kar yağışları da azaldı. Hele hele İstanbul’da çok nadir yağıyor şöyle okkalı bir kar. Ta ki bugüne kadar..!

Askerliğimi Bayburt’ta yaptım. Aralık – Mayıs ayları arasında, hemen hemen hiç toprağa basmadım diyebilirim. Zemin hep beyazdı çünkü.. Mayıs ayında resmim var bir dağ köyünde 180 cm yüksekliğinde bir kar birikintisinin yanında çekilmiş.. Hayatımda hiç o kadar düşük bir dereceyi göstermemişti dereceölçer. Tam -36 derece. İnanması zor biliyorum ama askerliğimi birlikte yaptığım arkadaşlarım şahit olacaklardır sanırım bana. Gözlerimi kırptığımda, çıtır çıtır sesler gelirdi gözün etrafında bulunan sıvının donmasından mütevellit..

Askerden sonra ise 1.5 yıl Ukrayna’da yaşadım, başkent Kiev’de. Ukrayna’lı arkadaşlarım hep soruyorlardı: “Nasıl? Ukrayna çok soğuk değil mi?” diye.. “Gelin siz bir de Bayburt’un soğuğunu görün, Ukrayna’daki ne ki?..” diye yanıtlıyordum her defasında.. Beyaz günler devam etmişti Bayburt sonrasında Kiev’de de..

Ve bu akşam İstanbul.. Hava çok da soğuk değildi belki ama kar feci yağıyordu. Trafik olacağını tahmin ettiğim için, işten biraz erken çıkıp bir an önce evime geleyim istedim. Normalde yürüyerek 20 dakika, araba ile ise 5-6 dakika süren yolun, 45 dakika sonrasında henüz yarısına bile gelememiş olmanın verdiği ümitsizlik ile park ettim arabayı ilk bulduğum sokağa. Bakalım yarın yerinde bulabilecek miyim arabayı :) Geri kalan yolu yürüdüm.. Çok güzel bir ara sokaktan geçtim, çam ağaçları bembeyaz olmuştu bu sokakta. Sonra Nispetiye Caddesi’nde yürüdüm. Ve derken siteye girdim. Girerken de, yazının başında gördüğünüz resmi çektim. Ne kadar güzel.. Bembeyaz.. Romantik..

Tabi bu yukarıda saydıklarım hep bizler için güzel. Peki ya evi olmayan kişiler? Yani demek istediğim evsizler ne yapacaklar bu gece? Ya sokakta yaşayan hayvanlar?.. Onlar için romantik olmadığına adım gibi eminim.. Sokakta yaşayan bir evsiz görsem mutlaka yardım ederdim bugün. Evime alamasam da, en azından akşam sıcak bir yemek yemesine yetecek parayı cebine koyardım. Ancak bu şekilde kimseye rastlayamadığım için böyle bir yardımda bulunamadım. Bari çevremizde gördüğümüz hayvancıklara yardımcı olsak bu akşam? Bugünlük apartmanın kapısını yanlışlıkla açık unutuversek mesela? Kediler içeriye girse ve biraz ısınsalar? Hazır apartmanımızın, Ukrayna’daki Babuşka sistemini (bilmeyenlere bilahare anlatırım) aynen devam ettiren Ender Teyze’si bu akşamlık yönetim odasında değilken, o pisi pisicikler kontrol etsin bu akşamlık apartmana giren çıkanı. Ender Teyze’den daha az karışacaklarına eminim girene çıkana :)

Bu akşam umarım ısınmaya ihtiyacı olan tek canlının kendimiz olmadığının farkındayızdır..

2 Comments

  • January 16, 2012 - 10:08 pm | Permalink

    Pek sevimli olmus yazin, tipki bu soguk gunlerde sicak bir el hissedince mutlu olan sokaktaki canlilar gibi.

  • January 17, 2012 - 1:03 am | Permalink

    :))) bana hala bir pipo borcun var. unutmadım :)

  • Leave a Reply

    Your email address will not be published. Required fields are marked *

    You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


    Hit Counter provided by Best Seo Packages