Uyuşturucuyla Mücadele

Uyuşturucu kullanımı, özellikle son 10-15 yılda oldukça artmış durumda. Uyuşturucuyla mücadele konusunda bugün okuduğum bir makaledeki yazı çok ilgimi çekti ve bunu paylaşmak istedim. Yine başka bir kaynağa göre Türkiye, %2.25′lik (%1,9 esrar, %0,2 amfetamin, %0,1 kokain, %0,05 opiatlar) uyuşturucu kullanım oranı ile dünya ortalamasının altında yer alıyor.

Ancak bu rakamın yüzdesel olarak verilmiş olması bizleri bir miktar yanıltabilir. Bu rakamlara göre, nüfusumuz 75 milyon ise, 1.7 milyon uyuşturucu kullanıcısı olduğu görülüyor. Türkiye nüfusunu, 0-18, 18-55, 55 ve üzeri olarak 3 sınıfa ayırırsak, uyuşturucu kullanıcılarının bulunduğu 18-55 ‘lik dilimde yaklaşık 33 milyon kişi olduğunu görüyoruz. Bu mantıkla, uyuşturucu kullanabilecek grupta yer alan 33 milyon kişiden 1.7 milyonunun, uyuşturucu bağımlısı olduğunu görüyoruz. Yani her 20 kişiden 1′i uyuşturucu kullanıyor. “Çok da değilmiş..!” demeyin. Örneğin çalıştığınız ofisi düşünün. Kaç kişisiniz? 80 mi? O halde istatistiki olarak aranızda 4 tane uyuşturucu bağımlısı var. Birkaç kez esrar denemiş kişilerden bahsetmiyorum. Direk bağımlı olan kişilerden bahsediyorum. Durum gayet ciddi..!

Okuduğum makaleyi sizinle paylaşmak istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri’nin Virginia eyaletinde, polis uyuşturucu ticareti yapan 7 kişiyi takip ediyor. Takipleri sırasında da bu kişiler hakkında çok sağlam deliller topluyorlar. Ancak bu 7 kişiyi yakalayıp, hapse atmak yerine çok farklı bir yönteme başvuruyorlar. 7 kişinin hepsine mektup gönderip, kendilerini bir süredir takip ettiklerini, ellerinde kendilerini suçlamaya yetecek sağlam deliller bulunduğunu belirtiyorlar. Kendilerini tutuklamak yerine, polis merkezine davet edip, bu konu hakkında görüşmek istediklerini bildiriyorlar. Eğer kendi rızaları ile gelirlerse de, kesinlikle resmi işlem yapmayacaklarına, kendilerini tutuklamayacaklarına dair söz veriyorlar.

İçlerinden üçü bu daveti kabul edip, polis merkezine gidiyorlar. Gittiklerinde ise büyük bir sürprizle karşılaşıyorlar. Karşılarında sadece konuşmayı planladıkları polis ve savcıları değil, kendi ailelerinden bireyleri, komşularını, devam ettikleri kilisedeki papazları buluyorlar. Kendilerine, yapmış oldukları uyuşturucu satışlarından dolayı ailelerinin ve toplumun nasıl zarar gördüğü belirtiliyor. Yaptıkları işin yanlışlıkları samimi bir şekilde, tanıdıkları kişilerce söyleniyor. Bu görüşmenin sonunda polis kendilerine, ellerini sallaya sallaya rahat bir şekilde gidebileceklerini belirtiyor. Eğer bir daha uyuşturucu sattıkları görülürse tutuklanacaklarını, ancak bu işten vazgeçerlerse çevrelerindeki insanların kendilerine yardımcı olup onları yeniden topluma kazandıracaklarını belirtiyorlar.

Polis merkezinden gelen davete uyarak görüşmeye katılan 3 kişi, uyuşturucu satışından uzak durarak, bir daha bu suçu işlememişler. Ancak davete icabet etmeyen 4 kişiden 2′si daha sonra uyuşturucu satışı yaparken yakalanıp tutuklanmış. Diğer 2′si ise hala kaçak durumda ve haklarında yakalama kararı bulunuyor.

Polisin uyuşturucu ile mücadele ederken kullandığı bu yöntem 2004 yılından beri ABD’nde otuzdan fazla eyalette kullanılmış ve çok başarılı sonuçlar ortaya çıkmış. Makalede, bu işin kökünün kazınmasının gerekliliği vurgulanıyor. Bataklık ve sinek hikayesi gibi. Bataklığı kurutmadığınız müddetçe, üzerindeki sinekleri ne kadar kovalarsanız kovalayın, aradan bir süre geçtikten sonra yeniden sinekler bataklığın üzerinde uçuşacaktır. Ancak bataklığı kurutursanız, bir daha böyle bir probleminiz olmaz. Bir veriye göre, gerçekleşen her 15.000 kokain satışından sadece 1 tanesinde tutuklama yapılabiliyor. Diğer 14.999 satış sorunsuz bir şekilde gerçekleştiriliyor. Yani çölde kum.. Bu şekilde sorunun çözümü sanırım imkansız.

Bu işteki en önemsiz aktörler ise sokak satıcıları. Asıl önemli olan iki faktörden birisi kullanımı azaltmak. Bu şekilde talep azalacaktır. Diğeri ise bu işin büyük patronlarıyla mücadele etmek. Bu mücadelenin türlü nedenlerle ne denli zor olduğu da hepimizin malumu.. Siz her gün 10 sokak satıcısını tutuklasanız, arkalarından bu işi yapacak olan yeni 10 tanesinin türeyeceği aşikar. Bu tip satıcılar, genellikle ekonomik yönden zorluk çeken bölgelerden çıkıyor. Kendilerini hayata bağlayan çok şey yok. Örnek alabilecekleri rol modeller olsa, bu sokak satıcıları belki de rol modellerini örnek alıp, onlar gibi başarılı olmak, onların sahip oldukları güzel hayatlara sahip olabilmek için yasa dışı yollara girmeden düzgün bir hayata sahip olabilirler. Ve bir de, bu tip çevrelerde hapse girmek çok da “dünyanın sonu” anlamına gelmiyor. Hatta bazıları için ise bir nevi gurur duyabilecekleri referans halini alabiliyor hapiste geçirdikleri süre.

Tüm bunların önüne geçmek için halktan ve ailelerden destek almak şüphesiz ki şart. ABD’nde uygulanan bu yöntemde de, işin bu yönüne ağırlık verilmiş. Bence çok da doğru bir yöntem uygulanmış. Türkiye’de de bu tip, problemi kökünden bitirecek uygulamalar var mı bilmiyorum ama olması sanırım son derece yararlı olacaktır. Sadece uyuşturucuyla mücadelede değil, diğer birçok toplumsal problemde bu şekilde çözüm üretilebilir.

Siz siz olun, uyuşturucudan uzak durun. Uyuşturucular arasında, en masumuymuş gibi sunulan sigaradan ise 2 kez uzak durun..!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>


Hit Counter provided by Best Seo Packages